Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Kur`ani Terbiye Dersleri

Cuma Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Esma-ül Hüsna

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Özel Fm)

İnsanı Tanımak (Hilal Tv)

Özel Konular

Aile Eğitimi

Çocuklar İçin

Seminer ve Konferans

Fıkhi Konular

Çocuk Terbiyesi ve Gelisimi

Tavsiye Edilen Kitaplar

Kuran Araştırmaları

Güncel Videolar

Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Namazin Ertelenmesi
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
20 Kuruş İçin
Uyumlu Evlilik Yöntemi
İmanın Anlamı

Esma'ül Hüsna

Esma'ül Hüsna

Namaz Vakitleri

Fotoğraf Galerisi

Sayaç

Tekil (Bugün) 586
Toplam 416783
En Fazla 1737
Ortalama 468
Üye Sayısı 472
Bugün Üye Olan 1

Linkler

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Hava Durumu

ISTANBUL
 
 

Kur’an’ın Işığında Sorumluluk Duygusu ve Davranış Bilinci   

 
 
Varlık dünyasının en mükemmeli olarak yaratılan insanın yaşadığı hayatı anlamlı kılan en önemli husus, hiç şüphesiz, dünyevî ve uhrevî anlamda ona birtakım sorumlulukların verilerek ilâhî kudret tarafından Mükellef konumuna yükseltilmesidir Bu öyle ulvî bir konumdur’ki, meleklerin dahi seyredebilecekleri en kamdır.

21/01/2010

Bu anlamda yaratılışın temel gayesi, tuzu biberi, dünya ve ahiretin kuruluşuna sebep esas realiteyi oluşturur. İnsanı söz ve davranış olarak mükellef kılan Kur’an-ı Ke-rim, nihilist yaklaşımı reddederken,sorumluluk anlayışıyla gayeliliği ön planda tutmuştur.

Yüce  Kitabımız Kur’an-ı  Ke-rim açısından sorumluluk kavramını, “ilâhî vahyin prensiplerini, peygamberî seziş ve anlayış biçimine uygun olarak, kişinin kendi dünyasına hakim kılması,söz ve davranış olarak yaşama gayretinde olmasıdır.” şeklinde  tanımlamak mümkündür.

Cenâb-ı Hakk, nimetlerden yararlanma bazında odağı oluşturan, yaratılan her türlü nimetten doğrudan veya dolaylı olarak faydalanan insan için büyük ve küllî masraşar yapmaktadır. Nimet ise şükür ister, teşekkür ister. Bu anlamda Kur’an;“Nihayet o gün dünyada yararlandığınız nimetlerden elbette hesaba çekileceksiniz.” (1) mealindeki ayet-i kerimeyle, evrensel anlamda insanların birtakım görev ve sorumluluklarla mükellef kılındığını hatırlatmaktadır.

Âyet-i kerimede geçen “Naîm”  kelimesi;  kendisinden lezzet alınan her türlü nimeti kapsamaktadır. Buna göre hayat, sağlık hatta içilen bir yudum tatlı soğuk su dahi bu kapsama girer.(2)

Peygamberimiz  Hz. Muhammed  (s.a.s.);  “Kıyamet günü hiçbir kul ömrünü nerede tükettiğinden, bilgisiyle ne iş yaptığından,nereden kazanıp nereye harcadığından, bedenini nerede yıprattığından hesaba çekilme sorgusu bitmeyecektir.”(3) mealindeki hadisi şerifeleriyle, sorumluluk gerçeğini ve insanı kuşatan mesuliyetin çerçeve sini çizmişlerdir. Resûl-i Ekrem (s.a.s)’in kendi şahsî  dünyasında  taşıdığı  sorumluluk duygusu ve bilincini Veda Hutbesi’ndeki şu cümlelerinde görmek mümkündür: “İnsanlar! Yarın beni sizden soracaklar, ne diyeceksiniz?” Orada bulunanlar:  “Allah’ın elçiliğini ifa ettin,vazifeni yerine getirdin, bize vasiyet ve öğütte bulundun diye şahadet ederiz” dediler. Bunun üzerine peygamberimiz (s.a.s.),“fiahid ol yâ Rab!” diyerek bunu üç defa tekrarladılar.(4)

 İnsan olarak hangi görev ve sosyal statüde bulunursak bulunalım, böyle bir sorumluluk bilincini taşıyabiliyor, emanetini yüklendiğimiz konularda vicdanımıza başvurabiliyor, böyle  bir soruyu kendimize yöneltebiliyor muyuz?  Esasen  Peygamberimiz (s.a.s.)’in vermek istediği mesajlardan biri de bu olsa gerektir.

 Anne-babalar olarak çocuklarımıza, eğitimciler olarak öğrencilerimize, yöneticiler olarak yönetimimiz altında bulunanlara bu ve benzeri soruları önce vicdanlarımıza yönelterek, alacağımız karşılığa göre otokritik yapmak, artı ve eksilerimizi görmeye çalışmak, Peygamberimiz (s.a.s.)’in hadisinden çıkarabileceğimiz güzel sonuçlardan biri olacaktır.

Yüce Allah, hiç kimseye gücünü aşan herhangi bir sorumluluk yüklememiştir. Meselâ;  aklî dengesi yerinde olmayanı mükellef kılmamış, yoksulları zekât, hac, sadaka gibi maddî imkânları gerektiren ibadetlerle sorumlu tutmamıştır. Yolculuk ve hastalık anında oruç ibadetini erteleme kolaylığını sağlamış ve “Allah, kişiyi ancak gücünün yettiği ölçüde mükellef kılar, herkesin kazandığı hayır kendine, işlediği kötülük de aleyhinedir.” (5) mealindeki ayet-i kerimeyle bu gerçeği insan antık ve vicdanına sunmuştur.

 “Kim hidayet yolunu seçerse, bunu ancak kendi iyiliği için seçmiş olur, kim de doğruluktan saparsa kendi zararına sapmış olur. Hiçbir günahkâr, başkasının günah yükünü çekemez. Biz bir peygamber göndermedikçe hiçbir kavmi cezalandırmayız.”(6)

“Eğer inkar ederseniz, şüphesiz Allah size muhtaç değil dir. Bununla beraber O,kullarının inkârına razı olmaz. Eğer şükrederseniz. Sizden bunu kabul eder. Hiçbir günahkâr diğerinin günahını çekmez. Nihayet dönüşünüz Rabbinizedir. Yaptıklarınızı O, size haber verecektir. Çünkü O, kalplerde olan her şeyi hakkıyla bilendir.”(7)

“İnkâr edenler, iman edenlere:‘Bizim yolumuza uyun, si zin günahlarınızı biz yüklenelim.’ derler. Halbuki  onların hiçbir günahını yüklenecek değillerdir. Gerçekte onlar kesinlikle yalan söylemektedirler”(8)

Meallerini verdiğimiz âyet-i kerimeler, sorumluluğun bireyselliğini açıkça ortaya koymaktadır. Hiçbir kimse bir başkasının günahını yüklenerek onu temize çıkartamaz. Zira Rabbimiz “kim zerre kadar iyilik yapmışsa karşılığını,kim de zerre kadar kötülük  işlemişse cezasını görür.”(9) buyurmaktadır. Hele hele “Sen o işi yap, bir günahı varsa benim olsun” gibi bir anlayışa dinimizde asla yer yoktur. Kötülükler içerisinde yuvarlanıp giden kimselerin, çevrelerinde yandaş bulabilmek için uydurdukları bir asılsız sözden ibarettir. Ne yazık ki bu gibi insanlara her zaman rastlamak da mümkündür. Ancak imanı güçlü, sorumluluk  bilincine sahip  kimseler bu gibi yanlışlara aldanmayacaklardır.

“Fakat gerçek şu ki, elbette kendi yüklerini, kendi yükle riyle birlikte nice yükleri taşıyacaklar ve uydurup durduk- ları şeylerden kıyamet günü mutlaka sorguya çekileceklerdir.”(10)

Yani kendi işledikleri günahların ağırlıklarını ve o ağırlıklarıyla beraber daha birçok ağırlıkları, başkalarını saptırmaya yönelik gayretlerinin vebalini de yük lenecektir.”(11)

Peygamberimiz Hz.Muhammed (s.a.s.) “Kim İslâm’da iyi bir çığır açarsa, açtığı çığırın sevabına ek olarak, o yolda gidenlerin kazandığı sevaplar kadar sevap verilecektir. Kim de kötü bir çığır açarsa , açtığı çığırın günahına ek olarak o yolda gidenlerin günahları kadar günah yüklenecektir. Ancak bu diğerlerinin sevap ve günahlarını eksiltmeyecektir.”(12) buyurmuşlardır.

Nihayet Rabbimiz bizleri şöyle uyarmaktadır: “Ey iman edenler!  Allah’tan korkun ve herkes yarın için ne hazırladığına baksın. Allah’tan korkun, çünkü Allah, yaptıklarınızdan haberdardır. Allah’ı unutan ve bu yüzden Allah’ın da onlara kendilerini unutturduğu kimseler gibi olmayın. Onlar yoldan çıkmış kimselerdir.”(13)

Dinimiz İslâm’da dünya ve ahiret bir bütün olarak ele alınmış, ölümden sonraki hayatın aydınlık olması, yaşanan dünya hayatında sorumlulukların   yerine getirilmesine bağlanmıştır. İşlenen kötülüklerin işleyenin yanına kâr kalmayacağı gibi, yapılan iyiliklerin de neticesiz, karşılıksız olmayacağı anlayışı Kur’an’da yoğun olarak işlenmiştir. Sorumluluk alanı içerisinde değerlendirilen ve iradeye dayalı olarak gerçekleştirilen her söz ve davranışın ahirete yönelik bir neticesi belirlenmiş, iyi olan tavsiye edilirken, kötülükten sakındırma   temel   prensip   kabul edilmiştir.

 Kendisi,ailesi,çevresi ve diğer varlıklarla olan münasebetlerinde birtakım görev ve sorumlulukları bulunan insan için, bunları reddetme veya kaçmanın yollarını aramanın anlamsızlığı yine Yüce Kitabımız Kur’an-ı Kerim’de şöyle anlatılmıştır:

“Dediler ki, ‘hayat, ancak bu dünyada yaşadığımızdan ibarettir. Kimimiz ölür, kimimiz de yaşarız. Bizi ancak zamanın geçişi yokluğa sürükler.’ Halbuki onların bu hususta hiçbir bilgisi yoktur. Onlar sadece zannetikleri gibi hüküm veriyorlar.”(14)

“İnsan, kendisinin başıboş bırakılacağını mı sanıyor?”(15)

“Yoksa  kötülükleri yapanlar bizden kaçabileceklerini mi sandılar. Ne kötü hüküm veriyorlar.”(16) “Sizi boşuna yarattığımızı ve tekrar huzurumuza getirilmeyeceğinizi mi sandınız?(17)

Bu ve benzeri ayet-i kerimeler, dünya hayatına aldanmakta fayda yok dercesine insanlığı uyarmakta, sorumluluğun evrensel anlamda herkesi kuşattığını ifade etmektedir.

Kur’an’ın bize tanıttığı Allah, yarattığı her varlık ve olayı en ince ayrıntısına kadar bilmekte ve belirli bir amaç doğrultusunda var etmektedir. Anlamsızlığa, başıboşluğa, tesadüfiliğe asla yer yoktur. Sorumluluk duygusu ve davranış bilinci ise, insanın varoluş gayesinin esasını oluşturur. Bu açıdan Kur’an, söz ve davranışlarının dünya ve ahirete yönelik sonuçlarını düşünüp  bilinçli hareket etme özelliğine sahip bi reylerden oluşan toplumların, iki cihanda saadeti yakaladıklarını yakalayacaklarını bize haber vermektedir.

1- Tekasür, 8.

2- Elmalılı Hamdi Yazır, Hak Dini Kur’an  Dili,  c.  9,  s.  90,  Akçağ  Yay., Ankara-1995.

3-   Tirmizi,   Kıyamet,   1   (2419); İmam  Nevevi,  Riyazü’s-Salihin  Terc. M. Emre, c.1, s. 309, h. no: 406, Bedir Yay., İst. 1974.

4-   İlmihal   I,   Heyet,   TDV   İSAM Yay., s. 584.

5- Bakara, 286.

6- İsra, 15. 7- Zümer, 7.

8- Ankebut, 12.

9- Zilzal, 7-8.

10- Ankebut, 13.

11- Elmalılı, a.g.e., c.5, s. 564.

12-   Müslim,   İlim,   15;   Nevevi, a.g.e., c.1, s.159, h. no: 172.

13- Haşr, 18-19.

14- A’raf, 54.

15- Nahl, 12.

16- Yunus, 5.

17- Nahl, 10-11

 

Bu yazı 320 defa okunmuştur...

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

10/08/2010 - 15:10 Aman dikkat: Ramazan festival değildir!

n

10/08/2010 - 14:58 DÜŞÜNMEK KUR’AN'IN EMRİ

n

05/08/2010 - 17:01 HİLALİ GÖZETLEMEK

n

26/07/2010 - 16:50 Berat Gecesi

n

14/07/2010 - 12:13 Şaban Ayı

n

22/06/2010 - 13:00 Okunması Gerekenler (3)

n

28/04/2010 - 11:57 Hz. Peygamber’in eğitim(ciliğ)ini güncellemek

n

28/04/2010 - 11:55 İlk muhatabının dilinden Kur’an

n

28/04/2010 - 11:52 Müslümanları ateş çukuruna yuvarlanmaktan koruyan en güçlü bağ

n

28/04/2010 - 11:42 Namazı huşu ile kılmak

n

28/04/2010 - 11:17 Ahlak Eğitiminin Vazgeçilmezliği

n

28/04/2010 - 11:11 Hz. Peygamber ve Çocuk Sevgisi

n

19/04/2010 - 10:26 Okunması Gerekenler (2)

n

25/03/2010 - 15:29 Toplumun Manevî Savunma Sistemi Hayâ Duygusu

n

25/03/2010 - 15:25 Kainatın Dilinden

n

25/03/2010 - 15:15 Mü’min Olabilmek İçin  

n

25/03/2010 - 15:12 Toplumsal Çürümenin Parametresi HAKSIZ KAZANÇ DÜŞKÜNLÜĞÜ

n

25/03/2010 - 14:58 HZ. Peygamber'in Gençliğe verdiği önem

n

25/03/2010 - 14:43 Yoksullukla Mücadele ve Güçsüzleri, Kimsesizleri Koruyup Gözetmek

n

23/03/2010 - 10:55 KEŞFEDİLMEYİ BEKLEYEN KAŞİF: BEDİÜZZAMAN

n

22/03/2010 - 15:39 Abdülhamit  Kahraman İLE BİR SÖYLEŞİ

n

26/02/2010 - 13:25 Hz. Peygamber (S.A.V.)’in 33 Güzel Özelliği

n

21/01/2010 - 10:31 Kur’an’ın Işığında Sorumluluk Duygusu ve Davranış Bilinci   

n

21/01/2010 - 10:06 İNFAKIN ODAK KİTLESİ FAKİRLER

n

21/01/2010 - 10:02 Toplumda Güven Duygusunun Önemi ve Muhammed’ül Emin Olarak Peygamberimiz

n

21/01/2010 - 09:58 Sünnet'te Nikah Mehir  Çeyiz ve Düğün

n

21/01/2010 - 09:45 Yaşayan Hurafeler Karşısında Müslümanların Tavrı

n

21/01/2010 - 09:42 TÜKETİM ÇILGINLIĞI    İSRAF

n

20/01/2010 - 10:58 HZ. PEYGAMBERİN TEBLİĞ YÖNTEMİNDE YER ALAN UNSURLAR

n

20/01/2010 - 10:54 Allah’a Tevekkül… AMA NASIL?

n

21/12/2009 - 15:59 Katkı maddeleri nelerdir

n

21/12/2009 - 15:36 Ekmekteki Katkı Maddeleri

n

21/12/2009 - 15:33 Gıda katkı maddeleri

n

16/12/2009 - 13:51 Muharrem ayının orucu:

n

02/12/2009 - 16:13 Okunması Gerekenler (1)

n

18/11/2009 - 15:02 Muhteşem Fırsat: Zilhicce'nin On Günü; Leyali-i Aşere

n

17/11/2009 - 10:50 GDO’dan korunma rehberi

n

13/11/2009 - 14:13 DOMUZ GRİBİ HAKKINDA..

n

26/10/2009 - 13:39 Bir Mübarek Sefer Olsa da Gitsem

n

26/10/2009 - 13:37 Hac Yolcusunun Azığı ve Bereketi

n

19/10/2009 - 16:15 Farklı bir ibadet: hac

n

19/10/2009 - 15:56 KUTSAL İKLİME YOLCULUK

n

19/10/2009 - 15:51 Ruhlarda İnkılabı Gerçekleştiren Hac ve Esrârı

n

12/10/2009 - 14:05 Toplumda Yardımlaşma ve Dayanışma Ruhunu Canlı Tutan İbadet KURBAN

n

12/10/2009 - 14:00 Kurban ve Takva     

n

12/10/2009 - 13:57 İslam ve Kurban

n

12/10/2009 - 13:44 KURBAN

n

29/09/2009 - 18:52 Şevval Orucu ve Namazın Önemi

n

24/08/2009 - 16:16 İ’tikaf  Programı        

n

06/08/2009 - 17:58 Oruç Tutmak Kendini Tutmak

n

06/08/2009 - 17:53 Oruç ve Hikmetleri

n

06/08/2009 - 17:49     Ramazan Mektebinin

n

28/07/2009 - 12:54 HİLALİ GÖZETLEMEK

n

06/07/2009 - 16:09 Toplum Emaneti Olarak Yetimler

n

06/07/2009 - 15:51 Şükür ve Teşekkür

n

06/07/2009 - 15:33 SEVABI KESİLMEYEN ÜÇ AMEL

n

06/07/2009 - 14:55 Aile İlişkilerinde Hz. Peygamber’in Örnekliği

n

01/06/2009 - 13:35 Misvak nasıl hayat kurtarıyor?

n

04/05/2009 - 15:35 Dua Hayattır! Hayat Duadır!

n

04/05/2009 - 14:20 Dünyanın en güzel huylu insanı

n

04/05/2009 - 14:12 Aile Sorumluluğu

n

09/04/2009 - 09:58 Aile İçi İletişimde Altın Kurallar

n

09/04/2009 - 09:52  İnsan Allah'a Muhtaçtır

n

21/03/2009 - 15:28 Sapma Noktası ve Kurtuluş İmkanı   

n

19/03/2009 - 16:30 Utanmazsan Dilediğini Yap

n

19/03/2009 - 16:21 Gıybet ve kötü zan

n

19/03/2009 - 15:48 Nesebin Dolduramadığı Boşluk

n

19/03/2009 - 15:31 Dünyevileşme

n

19/03/2009 - 15:17 Ashabın Kur'ân'ı Ezberleme ve Yazmadaki Gayretleri

n

07/03/2009 - 12:47 Müslümanca Yaşıyor muyuz? 

n

07/03/2009 - 12:20 Nasıl Bir  Eğitim, Nasıl  Bir  İnsan?

n

15/01/2009 - 15:13 Filistin’imiz ve Mescid-i Aksa'mız Nasıl Kurtulur ?

n

15/01/2009 - 15:00 Filistin’imiz ve Mescid-i Aksa'mız Nasıl Kurtulur ?

n

15/01/2009 - 14:28 Muharrem, Muhterem Yapar

n

28/10/2008 - 00:14 Dua Nedir?      

n

28/10/2008 - 00:04 Akıl ve Doğru Düşünme      

n

15/09/2008 - 23:21 İ’tikaf  Programı                                    

n

05/09/2008 - 13:27 Emre İtaat-sızlık 'Uhud'

n

05/09/2008 - 13:23 Oku! Emri İle Başlayan Cile Yılları...

n

05/09/2008 - 13:20 Peygamber Efendimiz Orucunu Neyle Açardı?

n

05/09/2008 - 13:16 Büyük Fetih ve Hudeybiye

n

04/09/2008 - 12:22 Peygamberimiz Nasıl Teravih Kılardı ?

n

29/05/2008 - 21:37 Peygamberimizin Gençliği

n

29/05/2008 - 21:32 Peygamberimizin Ahlaki Özellikleri

n

06/05/2008 - 21:49 Afv-İstiğfar

n

06/05/2008 - 21:21 Ahlakta Mükemmel Örnek

n

27/04/2008 - 00:06 Hadis İlimlerinin Temeli

n

13/03/2008 - 23:42 Az yemek, az uyumak, az konuşmak

n

13/03/2008 - 00:43 Adem

n

13/03/2008 - 00:39 abd (kulluk)

n

08/03/2008 - 22:12 Oryantalizmden  Etkilenenler Ku'anı Kerimi Anlayamazlar  

n

06/03/2008 - 00:50 Usul-Ü Tefsir

n

06/03/2008 - 00:24 Usul  Nedir ?

n

04/03/2008 - 00:22 Surelerin Nuzul Sebebleri!

n

04/03/2008 - 00:18 Ben asla öğrenemem” demeyin
 

26 Ramazan 1431 - 05 Eylül 2010

Bir Ayet

"Onların arkasından gelenler şöyle dua ederler: Rabbimiz! Bizi ve bizden önce gelip geçmiş mü’min kardeşlerimizi bağışla."

( Haşr sûresi - 10)

Bir Hadis

Enes (r.a) şöyle dedi:

Bir adam Hz. Peygamber (s.a.v.) gelerek:

- Yâ Resûlallah! Yolculuğa çıkıyorum; bana dua et, dedi. Resûl-i Ekrem de:

- Allah sana takvâ nasib etsin buyurdu. Adam tekrar:

- Bana dua et, deyince:

- Allah günahını bağışlasın buyurdu. O yine:

- Bana dua et, deyince de:

- Bulunduğun her yerde, kolayca hayır yapmanı sağlasın buyurdu.

Tirmizî, Daavât 45


Bir Dua

"Bizi o zulmeden kavimden kurtaran Allah'a hamdolsun." (Mü\'minun Suresi 28)

Hz. Nuh'un ve kavminin yapması duası

Hikmetli Söz

Sırrını saklarsan ona hakim olursun. Saklamazsan o sana hakim olur. 


Hz. Ömer (r.a)  


Yazarlar

Anket

DÜZENLİ KİTAP OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir kitap okuyorum

Onbeş günde bir kitap okuyorum

Haftada bir kitap okuyorum

Kitap okumuyorum

Sonuçları Göster

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com