Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler   |   Sesli Dersler    |   İlmi Yazilar    |   Yazarlar   |   Sorular ve Cevaplar   |   İletişim   |   Foto Galeriler   |   Ziyaretçi Defteri

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Kur`ani Terbiye Dersleri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz Peygamberin Hayatı (s.a.v)

Sahabe Hayatı

İnsanı Tanımak (Özel Fm)

İnsanı Tanımak (Hilal Tv)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Özel Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Belgeseller

Aile Eğitim Seminerleri

Aile Eğitim (Yazıları)

Çocuk Eğitimi (Yazıları)

Kuran Araştırmaları

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Dünya İslama Koşuyor
Eğitimcilere ÖZEL
04- Gazze Duası
Avusturalyalı Gencin Müslüman Oluşu
Anne Babaya İtaat
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Ahmet El-Acemi / Dua
Ölüm- 3
Ölüm- 2
Ölüm- 1
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)
İmanın Anlamı ve Aşamaları (İkitelli / M.Akif)

Esma'ül Hüsna

 

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 3992
Toplam 7414680
En Fazla 16179
Ortalama 1965
Üye Sayısı 1035
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci

Anket

KURAN OKUYORMUSUNUZ ?

Seçenekler

Ayda bir Kur'an okuyorum

Onbeş günde bir Kur'an okuyorum

Haftada bir Kur'an okuyorum

Hergün düzenli Kur'an okuyorum

Kur'an okumuyorum

Sonuçları Göster

 
 
 

DÜNYA HAYATINDA  ALLAH’IN TARAFINDA OLMAK

“Dünya hayatı sadece oyun ve oyalanmadır; ahiret yurdu sakınanlar için daha iyidir. Düşünmüyor musunuz?” (En’am 6/32.)
10/04/2018

Allah Teala, Kur’an-ı Kerim’de bizlere ilki “dünya” yani “yakın fakat gelip geçici ve düşük değerde” olan, ikincisi ise “ahiret” yani “ötede fakat kalıcı ve daha değerli” olan iki hayattan bahsetmektedir. Aceleci bir yapıya sahip olan biz insanoğlu, çoğu zaman 60-70 yıllık bir yaşam için dünya hayatını ve onun gelip geçici nimetlerini tercih eder, içinde ebedi kalacağımız ahiret yurdunu ve onun kalıcı değerlerini feda edip yitiririz. Hâlbuki Yüce Yaradan’ımız bizlere dünya hayatını değil bilakis ahiret yurdunu hedeflemeyi tavsiye etmektedir: “Ama sizler dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa ahiret daha iyi ve daha bakidir.” (A’lâ, 87/16-17.)

Ahiret yurdunu dünyaya tercih etmek, kendimizi bu dünyanın yeme, içme, uyuma vb. nimetlerinden mahrum bırakmak suretiyle ruhbanlık tarzında münzevi bir hayat yaşamak demek değildir. Zira Allah Teala, yüce kitabında ruhbanlığı yasaklamış ve bizlere dünya nimetlerinin helal ve temiz olanlarından meşru bir şekilde tüketmemizi emretmiştir: “Ey iman edenler! Size verdiğimiz rızıkların temiz olanlarından yiyin, eğer siz yalnız Allah'a kulluk ediyorsanız O'na şükredin.” (Bakara, 2/172.)

Ahireti dünyaya tercih etmek, bu dünya hayatının gelip geçici, onun nimetlerinin de bir amaç değil araç olduğunun bilincinde olmaktır. Evet, bu dünya hayatında insana para gerekir. Fakat para, biriktirip yığmak için değil helalinden kazanıp meşru bir şekilde ihtiyaçlarımızı gidermek için gereklidir. Benzer şekilde ev, içinde mutlu bir yuva kurmak; araba, bizi dostlarımıza kavuşturmak; çoluk çocuk da insanlığın devamını Allah’ın rızasına uygun bir şekilde devam ettirmek için bir araçtır. Önemli olan bunların kendisi değil onların Allah’ın rızasına uygun bir şekilde değerlendirerek her birini ayrı bir amel-i salihe dönüştürmektir. Zira yüce kitabımızda şöyle buyrulmaktadır: “Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür. Ama baki kalacak yararlı işler, sevap olarak da emel olarak da Rabbinin katında daha hayırlıdır.” (Meryem, 18/46.)

Kur’an-ı Kerim’de bildirildiğine göre, Allah Teala bu dünya hayatını ve onun gelip geçici nimetlerini ahiret yurduna geçişte bizleri sınayıp imtihan etmek için yaratmıştır. Buna göre bizler, bu dünyaya yiyip içip eğlenmek için değil imtihan olup denenmek için gönderildik. Zira Rabbimiz, bizleri bazen nimetlerini artırmak bazen de daraltmak suretiyle sürekli sınamaktadır. Bu durumda bize düşen sorumluluk, nimetler arttığında şımararak doğru yoldan sapmamak, azaldığında ise isyan ederek inkâra düşmemektir: “Onlar bollukta ve darlıkta Allah yolunda harcayanlar, öfkelerini yenenler insanları affedenlerdir…” (Âl-i İmrân, 3/134.)

İmtihan, başı ve sonu, kuralları ve sonun da da kazananı ve kaybedeni olan bir süreci ifade eder. Bütün oyun ve yarışlar, esasen bu anlamda bir tür imtihandır. Zira her oyun ve yarışın başı ve sonu, belli kuralları ve sonunda da kazananı ve kaybedeni vardır. Bu itibarla Cenab-ı Allah, Kur’an-ı Kerim’de bir imtihan yurdu olan bu dünya hayatını sık sık bir oyuna veya yarışa benzetmiş, bu sayede muhatapların meseleyi tam ve doğru bir şekilde anlamasını murat etmiştir: “Herkesin yöneldiği bir yönü vardır. (Ey müminler!) Siz hayır işlerinde yarışın...” (Bakara, 2/148.)

Her yarış ve oyunun en az iki farklı tarafı ve bu tarafların temsil ettiği değişik kesimler vardır. Bu kesimlerden biri, oyunu kuralına göre daha iyi; diğeri ise kuralsız ve kötü oynar. Bu durumda oyunu kuralına uygun ve daha iyi oynayan taraf kazanırken diğeri kaybeder. Kur’an bağlamında bu dünya oyununun, biri onu Allah adına oynayan “Allah’ın tarafı”; diğeri şeytan adına oynayan “şeytanın tarafı” olmak üzere iki tarafı mevcuttur. Kur’an-ı Kerim’de bu iki zümre şöyle tasvir edilir: “Bu iki zümrenin durumu, kör ve sağır ile gören ve işiten kimseler gibidir. Bunların durumları hiç birbirlerine denk olur mu? Hâlâ düşünmez misiniz?” (Hûd, 11/24.)

Hz. Adem’le birlikte başlayan bu dünya oyununda peygamberler, Allah’ın tarafında yer almışlar ve diğer iman sahibi arkadaşlarıyla birlikte her defasında bu oyunda şeytan adına oynayan inançsızlara karşı Allah’ın yardımıyla galip gelmişlerdir. Adı İslam olan Allah’ın tarafı, Hz. Peygamber’in önderliğinde ashabıyla birlikte öncelikle müşrik Araplara, ardından yoldan çıkmış ehli kitaba ve o dönemin süper gücü olan Bizans’a ve İran’a karşı yine Allah’ın yardımıyla galip gelmiştir: “Allah onlardan razı olmuş onlar da Allah'tan hoşnut olmuşlardır. İşte onlar, Allah’ın tarafında olanlardır. İyi bilin ki, kurtuluşa erecekler de sadece Allah'ın tarafında olanlardır.” (Mücadele, 58/22.)

Bu noktada Cenab-ı Allah, biz Müslümanlardan öncelikle bu dünya oyununu Allah adına oynayan tarafta yer almamızı, ardından da onu Allah’ın emir ve yasaklarına uygun bir şekilde oynamamızı istemektedir. Şayet biz, bu oyunu Allah’ın tarafında O’nun rızasına uygun bir şekilde oynamayı başarırsak sonunda mutlaka kazanan biz olacağız: “Kim Allah'ı, Rasulü’nü ve iman edenleri dost edinirse (bilsin ki) galip gelecek olanlar şüphesiz Allah'ın tarafında oynayanlardır.” (Maide, 5/56.)

Bir de bu dünya oyununu şeytan adına, onun hile ve aldatmacalarına uygun olarak oynayan inançsız kimseler vardır ki her ne kadar ilk başta göz boyasalar da sonunda kaybeden mutlaka onlar olacaktır: “Şeytan onları etkisi altına aldı da kendilerine Allah'ı anmayı unutturdu. İşte onlar şeytanın yandaşlarıdır. İyi bilin ki şeytanın yandaşları hep kayıptadırlar.” (Mücadele, 58/19.)

İnsanın sosyal bir varlık olması, bu dünya oyununun ferdî değil bir takım oyunu olduğunu göstermektedir. Bu durumda arkadaşlarımızı iyi seçmeli ve onlarla Allah’ın rızasına uygun düşen iyi ilişkiler kurmalıyız. Aksi takdirde bu zorlu oyunu tek başına kazanabilmemiz asla mümkün olmayacaktır: “Müminler ancak kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını düzeltin ve Allah'tan korkun ki esirgenesiniz.” (Hucurat, 49/10.)

Bu dünya oyununda en yakınımızda olan arkadaşlarımız, anne-babamız, eşimiz ve çocuklarımızdır. Sonrasında akrabalarımız, komşularımız ve iş arkadaşlarımızdır. Ve son olarak milletimiz, ümmetimiz ve tüm Müslümanlardır. Bu zorlu oyunun sonucunu, bizim onlarla olan ilişkilerimiz, yardımlaşmamız ve imkânlarımızı paylaşmamız belirleyecektir: “… İyilik ve (Allah'ın yasaklarından) sakınma üzerinde yardımlaşın, günah ve düşmanlık üzerine yardımlaşmayın. Allah’tan korkun çünkü Allah'ın cezası çetindir.” (Maide, 5/2.)

O hâlde gelin, ebedî ahiret yurdumuzu belirleyecek olan bu dünya oyununu Allah adına oynayalım, onu şeytanın tarafından olanlara ve onların insafına bırakmayalım. Ve bu zorlu oyunda bütün arkadaşlarımızı Yaradan’dan ötürü sevelim, onlarla iyi ilişkiler kuralım ve son ana kadar Allah rızası için hep birlikte mücadeleye devam edelim: “Bu, sûra üfürüleceği gün gerçekleşir ve siz bölük bölük gelirsiniz.” (Nebe’, 78/18.)

Prof. Dr. Muammer ERBAŞ / Diyanet Aylık Dergi

 

Bu yazı 3611 defa okunmuştur...

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

10/04/2018 - 01:33 DÜNYA HAYATINDA  ALLAH’IN TARAFINDA OLMAK

n

30/03/2018 - 12:04 DÜNYA VE AHİRET MUTLULUĞUNUN YOLU: AMEL-İ SALİH

n

30/03/2018 - 11:39 RABBİMİZİN BİZLERE KUTSAL EMANETLERİ: TOPRAK, SU, HAVA

n

30/03/2018 - 11:31 KUR’AN’DA MUSİBET KAVRAMI  ÜZERİNE PSİKO-SOSYOLOJİK  DEĞERLENDİRMELER

n

29/03/2018 - 01:10 İSLAM MEDENİYETİNİN BAŞKENTLERİ: MEKKE, MEDİNE, KUDÜS

n

03/01/2018 - 11:26 TAKLİDİ İMANDAN TAHKİKİ İMANA; GELİN KUTSAL KİTABIMIZI DOĞRU OKUYALIM

n

10/11/2017 - 01:44 TAKLİDİ İMANDAN TAHKİKİ İMANA: GELİN RABBİMİZİ DOĞRU TANIYALIM

n

02/10/2017 - 04:12 YARATILIŞ GAYEMİZ: İBADET/ALLAH’A KULLUK

n

02/10/2017 - 03:43 İBADETLERİN  BİRLİĞİMİZE KATKISI

n

03/07/2017 - 04:09 AHD ve MİSAK SORUMLULUKTUR

n

13/06/2017 - 12:10 MANEVİ BAKIM AYI: RAMAZAN

n

18/04/2017 - 09:24 İLAHÎ RİSALET ELÇİLERİNİN MİSYONU: İNSANLIĞI ÇATIŞTIRMAK DEĞİL BARIŞTIRMAKTIR

n

28/03/2017 - 03:11 TEFEKKÜR

n

20/03/2017 - 01:07 İSLAM’IN HEDEFİNDE İNSAN VARDIR

n

17/02/2017 - 11:41 KUR’AN-I KERİM’DE MÜNAFIKLARIN ÖZELLİKLERİ

n

29/12/2016 - 10:57 Kur’an’la İlişkilerimizde Tıkanıklık Var

n

19/12/2016 - 03:08 Kur’an’la İlişkilerimizde Tıkanıklık Var

n

07/11/2016 - 12:31   KUR’AN’DA VELÂYET KAVRAMI

n

18/10/2016 - 04:51 YÜREKLER ve YÖNELİŞLER

n

21/09/2016 - 03:28 İSLAM'IN İSTEDİĞİ DÜZEYE ULAŞMAK

n

14/06/2016 - 11:19 Mescitler Arasında Mescid-i Aksa’ya Dair

n

10/06/2016 - 10:09 GÜNLÜK HAYATIMIZDA KUR’AN

n

07/06/2016 - 02:46 İnsan Dünyaya Emanet

n

02/05/2016 - 12:32 KUR’AN AÇISINDAN MESCİD GERÇEĞİ

n

18/01/2016 - 02:22 EĞER BİLMİYORSANIZ

n

01/12/2015 - 03:35 KUR’AN’A GÖRE SAHABE GERÇEĞİ

n

20/11/2015 - 01:28 TAKVA

n

09/10/2015 - 02:44 Zaman, İnsan ve ziyan

n

07/09/2015 - 03:47 KUR’AN EĞİTİMİ

n

08/08/2015 - 10:46 KOMŞULUKTA KUR’ANİ ÖLÇÜ

n

06/07/2015 - 12:38 AZIKLARIN EN HAYIRLISI  VE EN SONSUZ OLANI

n

11/05/2015 - 02:51 HEPİNİZ ÂDEM’DENSİNİZ Âdem ise Topraktan

n

27/04/2015 - 12:27 Kur’an’ı, Tabiatı ve Tarihi Anlamak

n

23/12/2014 - 03:22 Şükür-Şâkir

n

27/10/2014 - 03:11 KURÂN KARŞISINDAKİ DURUŞUMUZ

n

24/10/2014 - 03:42 KURÂNIN METİNLEŞME TARİHİ

n

04/07/2014 - 04:28 Haram Lokma ve Toplumsal Kaos

n

30/06/2014 - 06:05 Oruç Kalkandır

n

05/05/2014 - 01:01 21. YÜZYILDA KUR’AN’I HAYATA TAŞIMAK

n

09/04/2014 - 03:17 Küfür-Kâfir

n

09/04/2014 - 12:49 HALKIN KUR’AN ANLAYIŞI

n

21/03/2014 - 05:05 Sorumluyu Başka Yerde Aramak

n

21/03/2014 - 03:35 Samimiyet: Hakikati, Fazileti ve Afetleri

n

10/02/2014 - 02:22 Her Dem İmtihan

n

04/10/2013 - 05:10 Kur’an’da Öfke Kontrolü

n

22/07/2013 - 03:37 Kimlik inşasında Kur’an öğretimi ve öğreniminin önemi

n

19/06/2013 - 04:10 Günümüz Gençliği

n

18/06/2013 - 03:35 Kur'an ve Sünnete Göre Kavmiyetçilik

n

15/05/2013 - 11:32 Şeytanın kardeşleri kimlerdir?

n

14/03/2013 - 01:30 KUR’AN’DA KARDEŞLİK

n

14/03/2013 - 11:10 KURÂNIN BUGÜNE SESLENİŞİ

n

28/01/2013 - 01:55 KUR’ÂN’IN HAYATA MÜDAHALESİ

n

28/01/2013 - 01:51 KURANI OKUMA VE ANLAMA SORUMLULUĞU

n

28/12/2012 - 11:53 KUR’AN KENDİNİ NASIL TANITIYOR?

n

27/12/2012 - 04:19 KUR‘AN‘IN ANLAM DÜNYASI İLE BULUŞMAK

n

22/11/2012 - 11:38 Buhranlarımız günahlarımızdandır

n

05/10/2012 - 02:30 Kur’an-ı Kerim’de hak kavramı

n

03/09/2012 - 04:28 Şeytanın kardeşleri kimlerdir?

n

03/09/2012 - 02:28 Kur’an karşısında nebevi duruş

n

13/07/2012 - 11:07 Ağır emanet

n

13/07/2012 - 10:59 Kur’an’ı öğrenmeyi/ öğretmeyi öğrenme üzerine

n

27/06/2012 - 11:06 Kur’an’a koşun

n

26/06/2012 - 04:04 Kendi dilinden Kur’an

n

25/04/2012 - 04:13 Hayata kulluk mührünü vurmak

n

02/04/2012 - 03:41 Ya Rabbi! Müminlere kin beslemekten bizleri koru!

n

12/03/2012 - 02:06 Duanın Önemi

n

12/03/2012 - 01:28 Kur'an-ı Kerim'de söz

n

05/03/2012 - 01:41 Müminler ancak kardeştir

n

23/01/2012 - 12:31 Dua Kavramının Anlamı

n

16/01/2012 - 01:48 Dinin şiarı:Ezan

n

03/01/2012 - 01:29 Kur’an’da Tevbe Kavramı

n

12/10/2011 - 02:01 Allah’a Gerektiği Gibi İnanmak

n

12/10/2011 - 01:58 Kur’an’ınTevhid Felsefesi

n

11/07/2011 - 03:04 Kur'an'ı sen de oku,anla ve yaşa!

n

06/06/2011 - 02:34 Kur’an’ın değerleri ve onların sıra düzeni

n

14/02/2011 - 16:28 Sahabenin Kur'an'ı öğrenme ve öğretme gayretleri

n

17/01/2011 - 14:37 Kur’an’ın Öngördüğü Model Mü'min

n

02/12/2010 - 17:03 Kur’an ve Hikmet Peygamberi

n

02/12/2010 - 16:10 Son Elçi ve Son Mesaj HZ.Muhammed ve Kur'an-ı Kerim

n

15/10/2010 - 18:42 Kur’an hayatımızın neresinde?

n

10/08/2010 - 14:58 Düşünmek Kur'anın Emri

n

28/04/2010 - 11:55 İlk muhatabının dilinden Kur’an

n

21/01/2010 - 10:31 Kur’an’ın Işığında Sorumluluk Duygusu ve Davranış Bilinci   

n

20/01/2010 - 10:54 Allah’a Tevekkül… AMA NASIL?

n

06/07/2009 - 15:11 Günlük Hayatımızda Kuran

n

06/07/2009 - 15:07 Kuran'i Kerimi Okuyanlar

n

04/05/2009 - 14:45 Kuran'i Kerimi Okuyanlar

n

04/05/2009 - 14:35 Kur'anla Bağlantı İçinde Olmak

n

21/03/2009 - 10:19 Kur'an'ı Nasıl Okuyalım ?

n

19/03/2009 - 15:17 Ashabın Kur'ân'ı Ezberleme ve Yazmadaki Gayretleri

n

31/12/2008 - 17:28 Kuran'ın Öngördüğü İdeal Aile - 2

n

10/11/2008 - 22:21 Kuran'ın Öngördüğü İdeal Aile - 1

n

27/04/2008 - 00:12 Elmalılı M.Hamdi Yazırın Müteşabih Ayetleri Anlamaya Katkısı

n

13/03/2008 Kur'anla Canlı Bir Bağlantı İçinde Olmak

n

08/03/2008 - 22:12 Oryantalizmden  Etkilenenler Kur'an'ı Kerimi Anlayamazlar  

n

08/03/2008 - 22:02 İ'cazul Kur'an İlmi

n

06/03/2008 - 00:50 Usul-Ü Tefsir

n

06/03/2008 - 00:24 Usul  Nedir ?

n

04/03/2008 - 00:35 Her Müslüman Kur'an'ı Anlayabilirmi ?

n

04/03/2008 - 00:22 Surelerin Nuzul Sebebleri!
 

Site İçi Arama

  17.08.2018

5 Zilhicce 1439

Bir Ayet

Bismillahirrahmanirrahim

Öyle insanlar vardır ki, hiç bir bilgiye dayanmaksızın Allah hakkında tartışıp durur, her azgın ve hayasız şeytanın peşine takılır.


( Hacc Suresi - 3)

Bir Hadis

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre,

Hz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Sizden biriniz, insanlara namaz kıldırdığı zaman, hafif tutsun. Çünkü onların arasında zayıf, hasta ve yaşlılar vardır. Herhangi biriniz kendi başına namaz kıldığında ise dilediği kadar uzatsın.”

Buhârî, İlim 28, Ezân 62; Müslim, Salât 183-186

Bir Dua

“Allah’ım! Beni bağışla, bana hidayet nasip eyle, bana rızık ver, beni afiyette daim eyle ve bana merhamet et.”

(Müslim, Zikir ve Duâ, 35)

Hikmetli Söz

Dostluk iki elin
hikâyesi gibidir. İkisi de
aynı anda birbirlerini
yurlar, yıkarlar.


Yazarlar

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com