Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​) Abdülhamit Kahraman
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 1578
Toplam 18891256
En Fazla 25928
Ortalama 2850
Üye Sayısı 411923
Bugün Üye Olan 286
Online Ziyaretci
 

 
Bir Karasaban Çağında
09/05/2011 - 12:10
 
Modernlikler, postmodernlikler evrensel çapta yabancılaşmalara yol açtı. Modern-postmodern hayat tarzı, kötülükleri ahlaksızlıkları, hayasızlıkları sıradanlaştırdı. Haya, utanma duygusu en yüksek bilinç durumu iken; bu konuda modernler bilinçsiz ligi seçtiler.

Modern, postmodern dönem ahlaki, vicdani sınavlar da utanç verici sonuçlar aldı. İnsanlığın ahlak ve vicdan adına gerçekleştirdiği her ne varsa, hepsi ideolojik/politik sapkınlıklar çıkarlar adına yok sayıldı. Hiç bir değer kaygısı taşımayan bir dünyada/toplumda her kavram bir meta'ya dönüştürülüyor. Evrenseli ufuklara kapalı olan toplumlar bilimi, sanatı, siyaseti ideoloji'ye dönüştürüyor. İdeolojik saplantılar, zihinleri, vicdanları kirletiyor. Hiç bir şekilde bir meşruieye sahip olmayan dünya düzeni faşist ve militarist politikalar yoluyla varlığını devam ettireb: liyor. Sömürgecilik çağı sürüyor. Sömürgecilik çağında insan hakları söylemi de, sömürgeci amaçlara hizmet ediyor. Ne hazindir k: günümüzde Müslümanlar ırkçı, ayrımcı, ötekileştirici insan hakları söyleminin himayesi altında İslami haklarına meşruiyet kazandırma ya çalışıyor.


Osmanlı düzeninin son bulmasıyla birlikte, İngiliz, Fransız çıkarlarına göre şekillenen, Ortadoğu ülkeleri sınırları içerisinde parçalanmalar, istikrarsızlıklar,  yönsüzlükler, teslimiyetçilikler, belirsizlikler yoğunlaşarak devam ediyor. Osmanlı düzeninin parçalanmasından sonra hiç bir parça istikrar kazanamadı. Emperyalistlerin kendi çıkarlarına hizmet etmek üzere kurdukları hanedanlığa dayalı kapalı siyasal sistemler, bugün de emperyalizme hizmet vermeye devam ediyor, İslam Dünyası ülkeleri küreselleşme karşısında hiç bir irade ortaya koyamıyor. Ayrıca, küreselleşme İslam toplumlarında İslami duyarlılıkları ciddi bir biçimde erozyona uğratıyor.


Günümüz dünyası çok hızlı, çok yoğun değişim/dönüşümler yaşarken, Türkiye bütün yerel alışkanlıklarını/saplantılarını asabiyetle muhafaza ediyor, yerleşik ideolojik bürokrasi statükoyu koruyabilmek için her tür girişimi meşrulaştırmaya çalışıyor. Türkiye, değişim yanlısı her tür girişimi şüphe ile karşılıyor, denetliyor, engelliyor. Türkiye 1930 lu yıllarda kalmak, orada yaşamak istiyor. Devletçi/elitist zihniyet, halkı, devletin nesnesi olarak görüyor. Kitleştirilen bu zihniyet 1950 yılın dan beri halkın yaptığı siyasal tercihlerden rahatsız.


İçerisinde yaşadığımız dünya, hiç bir tartışmaya yer bırakmayacak şekilde patolojik bir dünyadır. Patolojik bir dünyada yaşadığımız için kirli ideolojik gerçekliklerle kuşatılıyoruz. İletişim patlamalarının yaşandığı bir dönemde tek yönlü ve bilinçsiz bir iletişim-etkileşim yoluyla kitleler ideolojik manipülasyonun pasif alıcıları haline getiriliyor. Modernleşme ve postmodernleşme tarafından kuralsızlaştırılan bir dünyada yalnızca piyasanın kuralları geçerli. Piyasanın kuralları aynı zamanda kutsallaştırılmış kurallar. Günümüz toplumlarında kitleler pasif alıcılar haline getirildikleri için görsel rüyalar dünyasında yaşıyor.
İslam karşıtı, ırkçı, emperyalist ve faşist dünya, İslamın bütün hayati boyutlarını bir yana bırakarak, yalnızca savaşçı boyutunu ısrarla ve çarpıtarak gündemde tutuyor. İslam, tarihe girdiği andan itibaren, Müslüman olmayanlara karşı büyük bir müsamaha gösterdi. Kur'anı Kerimin emri doğrultusu da ehl-i kitabı himayesi altına aldı. Hangi dinden olursa olsun gerçek tarihçiler, İslam fetihlerinde zorla din değiştirme olaylarının bulunmadığını, kimi din değiştirme olaylarını istisnai olaylar olduğunu kaydederler. İslami fetihler sonrasında, hiç bir şekilde fethedilen ülke halklarının kültürel geleneklerine/hassasiyetlerine müdahale edilmediğini biliyoruz. Müslümanlar, tarihe girdikleri İslamın ilk yüzyılından beri, etnik kökenleri, farklılıkları, renkleri sorun olmaktan çıkararak, bütün Müslümanların eşitliğine saygıyı esas alan bir evrenselliği gerçekleştirdiler.


Müslümanlar tarihin en zorlu dönemlerinde gerçekleştirdikleri evrenselliği, bugün milliyetçilikler, mezhepçilikler nedeniyle kaybettiler. İslam, tarihe girdiği andan itibaren, çok kısa bir zaman içerisinde ve hayret uyandıracak bir şekilde, vahiy merkezli bir dönüşüm yaşayarak, göçebe bir çöl toplumundan evrensel bir imparatorluk ve evrensel bir uygarık oluşturmuştu. Bugün yaşanan milliyetçilikler ve mezhepçilikleri dehşetle takip ederken, yeni bir cahiliye dönemiyle karşı karşıya bulunduğumuzu anlıyoruz.
İslamın geçmişte kazandığı başarıları bilmek, konuşmak, yaşatmakla; İslamın bugün yapması gerekenleri bilmek, konuşmak ve tartışmak birbirinden farklı şeylerdir. Bugün de gördüğümüz üzere, yeni gerçeklikler, eski kalıplara sığmıyor. Bugün sahip olacağımız şeyler için çaba harcamak varken, hiç bir şekilde sahip olamayacağımız bir geçmiş için romantik özlemler biriktiriyoruz. Bugüne ilişkin, geleceğe ilişkin umutları/hazırlıkları, sorumlulukları/çabaları olmayanlar, geçmişte yaşamayı tercih ediyor. Müslümanlar olarak hangi çağda yaşıyor olduğumuzun bilincine vararak, bu çağın ihtiyaç duyduğu, dili/tarzı/duruşu oluşturmak gibi çok büyük sorumluluklarımız olduğunu hatırlamalıyız. Yazdıklarımız, yaptıklarımız bu çağda işlevsel olmalı, etkili olmalı, tayin edici olmalı.


Günümüz insanı, araçların dünyasına, paranın dünyasına, tüketimin dünyasına mahkûm olduğu için, korkunç yabancılaşmalar yaşıyor. Biz Müslümanlar da, taşıdığımız zincirlerin ağırlıklarını hissetmediğimiz için, özgür olduğumuzu sanıyoruz. Bugünün dünyasında dini hayat, dini algı biçimleri de büyük yozlaşmalar la karşı karşıya bulunuyor. Kimi dini çevreler,    hikemi, felsefi, batini spekülasyonlar, demagojiler, teviller ve zorlamalar yaparak, kitlelerin dini duyarlıklarını sömürüyor; kitleleri uyutuyor; tarihsel sorunlarla, insanlık sorunlarıyla ilgilenmeyen, bu sorunlar karşısında eylem/sorgulama/eleştiri sorumluluğu almayan, ümmet bilincini ve ahlakını felce uğratan, İslamı yalnızca hikemi/irfani bir yaklaşımla sınırlandıran bir dil/söylem oluşturuyor.
Bir katliam, işkence, işgal ve yıkım çağında, bir karabasan çağında; Müslümanlar yüzeysel konular ve ilgilerle, yapay ve icat edilmiş sorunlarla, masal / menkıbe/efsane kültürüyle meşgul olmaya devam edemezler. Bugün, öncelikle, İslam ümmetine özgü evrensel dayanışma bilincini somutlaştırmak durumundayız. Varoluşsal kaygılar taşımak zorundayız. Ütopik şeyler üzerinde değil, gerçek şeyler üzerinde konuşmalıyız.


Bu Makale 4610 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

23/10/2014 - 15:29 ÇIKAR MÜLAHAZALARI

©

09/06/2014 - 11:06 EYLEMDE BULUNARAK VAR OLMAK

©

05/05/2014 - 12:34 İSLAM’IN EVRENSEL VİZYONU ÜZERİNDE ÇALIŞMAK

©

09/04/2014 - 12:20 YABANCI ZAMANLAR

©

01/02/2014 - 13:55 HEPİMİZE YAZIKLAR OLSUN

©

04/12/2013 - 14:15 TRAVMATİK BİR TARİH

©

04/10/2013 - 14:23 RADİKAL SEÇENEKLER

©

12/08/2013 - 16:22 NEOLİBERAL DİKTATÖRLÜK

©

16/07/2013 - 12:54 MAĞARALARA KAPANMAK

©

19/06/2013 - 16:31 KANIKSANMIŞ BAĞIMLILIKLAR

©

20/05/2013 - 14:38 EZELÎ VE EBEDÎ BİR UFUKTAN BAKMAK

©

19/03/2013 - 14:43 ZİHİNSEL BİR KADAVRA GİBİ YAŞAYAMAYIZ

©

19/02/2013 - 11:31 ZİHİNLERİMİZE VURULMUŞ SÖMÜRGECİ PRANGALARI PARAMPARÇA ETMEDİKÇE HİÇ BİR ŞEY İYİ OLMAYACAK

©

28/01/2013 - 14:14 TARİHSEL TANIKLIKLAR YAPMAK, TARİHSEL SORUMLULUKLAR ALMAK

©

21/11/2012 - 15:15 GÜVENİLEBİLİR UMUTLAR İÇİN, GÜVENİLEBİLİR BİR BİLİNÇ GEREKİR

©

25/09/2012 - 12:01 İSLAMİ ZİHİN KONTROL ALTINDA BULUNUYOR

©

27/08/2012 - 13:08 YENİDEN İNŞA MÜCADELESİ İÇİN

©

23/07/2012 - 11:51 BİR BAŞKALDIRI DİLİ OLUŞTURMAK

©

28/06/2012 - 12:43 BÎR YIKIM ÇAĞINDA VAROLMAK

©

04/06/2012 - 11:52 ZİHİNSEL VESAYETİ AŞMAK

©

25/04/2012 - 15:15 MODERN - SEKÜLER SINIRLARI AŞMAK

©

26/03/2012 - 11:58 YAPISAL ENGELLERİ AŞMAK

©

02/01/2012 - 12:27 ROMANTÎK-NOSTALJİK UYKULARDAN UYANMAK

©

28/11/2011 - 13:21 GEÇMİŞİN YASINI TUTMAK, YA DA GEÇMİŞE TAPINMAK

©

03/10/2011 - 12:20 TARİHE TANIKLIK VE ÂLİMLER

©

05/09/2011 - 14:39 NAİF UMUTLAR VE OPORTÜNİST HOŞGÖRÜ ANLAYIŞI

©

03/08/2011 - 11:27 Tehlikeli Savrulmalar

©

04/07/2011 - 13:12 ZORBALIKLAR ÇAĞI

©

03/06/2011 - 12:19 Yüzeyin Altındakileri Görmek Gerek

©

09/05/2011 - 12:10 Bir Karasaban Çağında

©

07/03/2011 - 13:33 Anlamların Gücü

©

14/02/2011 - 12:16 ENGİNLERE AÇILMAK

©

06/01/2011 - 16:06 Küstah ihtiraslar

©

02/12/2010 - 11:14 Ahlaki Bir Öfke

©

14/10/2010 - 19:08 AHLAKİ ALANI TERKETMEMELİYİZ

©

22/06/2010 - 12:28 Nostaljiye Sığınmak

©

18/05/2010 - 12:18 Entelektüel Bağımsızlık İçin

©

16/04/2010 - 11:51 Umudun Kalbi

©

22/03/2010 - 16:47 Yeni Bir Bilincin Yolunu İzlemek

©

18/02/2010 - 12:22 Bağımlı Varoluşlar

©

21/01/2010 - 10:59 Teslimiyetçi Suç Ortaklıkları

©

23/11/2009 - 15:50 Bilincin Çağrısı

©

23/10/2009 - 10:11 Tarihin Sınavından Geçmek

©

24/09/2009 - 11:27 Yıkıcı Gerilimler

©

24/07/2009 - 11:30 İnsanlığın Evrensel Ufku: Müslümanlık

©

25/06/2009 - 10:29 Popülizme Sığınmak

©

01/06/2009 - 15:35 İdeolojik Irkçılıklar Ve Duygusuzluklar

©

28/04/2009 - 16:28 Modernliğin Sapkınlıkları

©

07/04/2009 - 14:34 Va Hayfa, Va Esefa

©

09/03/2009 - 15:18 Duygusal Tepkiler ve Siyasal Sessizlik

©

10/11/2008 - 22:49 Vazgeçmemeyi Öğrenmeliyiz

©

05/09/2008 - 13:33 Anlam ve Amaç Belirsizlikleri
 
 

Site İçi Arama

23 Zilhicce 1447 |  09.06.2026

Bir Ayet

Bismillâhirrahmânirrahîm

Ey iman edenler, cuma günü namaz için çağrı yapıldığı zaman, hemen Allah'ı zikretmeye koşun ve alış-verişi bırakın. Eğer bilirseniz, bu sizin için daha hayırlıdır.

( Cuma Suresi - 9)

Bir Hadis

Ebu Hureyre (r.a.),

Peygamber (s.a.v.)’in şöyle buyurduğunu rivayet eder:

“Allah azze ve celle buyurdu: ‘Kim Benim bir dostuma düşmanlık ederse, ona savaş ilan ederim. Kulum Bana, kendisine farz kılmış olduğum ibadetlerden daha sevimli bir şeyle yaklaşamaz. Nafile ibadetlerle de yaklaşmasını sürdürünce ona sevgi duyarım. Kulumu sevince de işiten kulağı, gören gözü, tutan eli ve yürüyen ayağı olurum. Benden bir şey isterse veririm. Bana sığınırsa, onu korurum. Müminin canını almakta tereddüt ettiğim kadar yapacağım başka hiçbir işte tereddüt etmedim. Kulum ölümü sevmez. Ben de onun sevmediğini sevmem.’ ”

Buhârî, Tevâzu, 6502

Bir Dua

Bismillahirrahmanirrahim

“Rabbimiz! Bizi, inkâr edenler için bir fitne konusu yapma. Bizi bağışla ey
Rabbimiz! Çünkü kudret ve hikmet sahibi olan sensin.”

Mümtehine Suresi-5

Hikmetli Söz

İnsan salih amel işler, Ölünce nur olur uçar gider.
İnsan kötü amel işler, Ölünce nar olur uçar gider.

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com