Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​) Abdülhamit Kahraman
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 1562
Toplam 18891239
En Fazla 25928
Ortalama 2850
Üye Sayısı 411923
Bugün Üye Olan 286
Online Ziyaretci
 

 
NEOLİBERAL DİKTATÖRLÜK
12/08/2013 - 16:22
 
Kendisi olmayan bireylerin/toplumların/kadroların özgün anlamda, bağımsız anlamda üretkenliklerinden söz edilemez. Kendisi olmayan herkes, yalnızca edilgen alıcılardan ibarettir.
Kendi düşünceleri, düşünsel/kültürel yetenekleri olmayan, özgün çerçeveler ve içerik üretemeyen bireyler ve top­lumlar, kendisi olamayan bireyler ve toplumlar, ithal edilmiş düşünceler, davranışlar ve tepkilerle kendilerini ifade ederler. Avrupa merkezci dilin, düşüncenin, kültürün tahakküm üreten iktidarı, bizler bu kültüre ve düşünceye öykünmeye devam ettiğimiz sürece devam eder.
 
Günümüzde, İslam dünyası toplumlarında, Türkiye’de de, herkes bu dil aracılığıyla kendi konumunu, yöntemini, duru­şunu meşrulaştırmaya çalışıyor. Batı dışı dünyada genç kuşaklar. Batı’ya maruz kalan, Batı'yı arzu eden aydınlar/entelektüeller, üniversiteler; farklı dünya görüşlerini, hayat tarzlarını, farklı seçenek ve modelleri, emperyalist yöntemlerle sömürgeleştiren neoliberal diktatörlüğün hizmetine girmiştir. Özellikle, siyasal diktatörlüklere karşı direnen, ayaklanan, tepki gösteren sözünü ettiğimiz kesimlerin neoliberal diktatörlüklerle ilgili hiç bir sorunları/rahatsızlıkları yoktur.
 
Kendisi olmayan bireylerin/toplumların/kadroların özgün anlamda, bağımsız anlamda üretkenliklerinden söz edilemez. Kendisi olmayan herkes, yalnızca edilgen alıcılardan ibarettir.
 
Konformist-statükocu kültürler, toplumlar içeri­sinde bulundukları zihinsel durumların/ufukların, nihai durumlar ve ufuklar olduğuna inandıkları için, yeni bir tecrübeye asla ihtiyaç duymazlar. Bu nedenledir ki, toplumlarımızda zihniyet değişimi konusu tartışılması ve çalışılması çok zor bir konudur. Konformist kültürlerde eleştirel sorumluluk olmadığı için, geç­mişin otoritesi dışına çıkarak hiç bir şey yapılamıyor. Konfor­mist kültürlerde, yeni şeyler öğrenmek, yeni ufuklar/alanlar/iklimler açmak hiçbir şekilde mümkün olmuyor.
 
Konformist/gelenekçi/görenekçi/muhafazakâr toplum­larda dini hayat/cemaat hayatı İslam'ı vülgarize ederek, kitleselleştirerek, kitleleri niteliksizleştirerek, düşüncesizleştirerek, nesneleştirerek, araçsallaştırarak, tekbiçimlileştirerek yoluna devam ediyor. Cemaatler, ilahi hakikati cemaat çıkarları için feda edebiliyor. Günümüzde emperyalist çıkarlara bilinçli olarak alet olan cemaatler olduğunu biliyoruz. Emperyalistlerle birlikte hareket eden, işbirliği yapabilen İslami unsurların, insani/ahlaki duruşları, konumları tartışılabilmelidir.
 
Konformist toplumlarda neoliberal aidiyet ve düşünce biçimleri bütün aidiyet biçimlerinin önüne geçiyor. Teknolojik devrim yoluyla, enformasyon devrimi yoluyla, modern emperyalist sistem kendisini yenilemeyi ve güçlendirmeyi başarabiliyor. Spor ideolojisi yoluyla, televizyon ve turizm hareketleri yoluyla kitleselleşme, neoliberal değerlerin toplumlarımızı işgaline zemin hazırlıyor.
 
Zamanın ruhunu teşhis etmekle, zamanın ruhuna uyum sağlamak kuşkusuz aynı şeyler değildir. Bugün neoliberal mitoloji ve dayatma, ayrıcalıklı ideolojik bir egemenlik biçimi oluşturmuştur. Kültürün ticarileştirilmesi, sanayileştirilmesi, turistik bir mahiyete dönüştürülmesi, zihinsel tekbiçimlileştirilmelere yol açtı. İthal düşünce ürünlerini, davranış kalıplarını, hayat tarzlarını talep edenler; düşüncesizliği, bağımlılığı kabul etmiş oldular. Bu yolla geniş kitleler, özellikle de genç kuşaklar derinlikli sorgulamalar yapamayacak bir noktaya getirildiler.
 
Biz Müslümanlar, eleştirel akla geçit vermeyen, yalnızca duygularımıza hitap ederek duygularımızı sömüren bir dil/söylem aracılığıyla her geçen gün daha çok etkisiz hale getiriliyoruz. Günlük/yerel ufukları aşmayı başaramıyoruz. İletişim araçları hayatımızı/ufkumuzu, ilgi ve dikkatimizi sınırlandırabiliyor. İletişim yüzeyselleştiriyor, yozlaştırıyor. Siyasal olaylar, protestolar televizyonlarla gösterilebilecek ve infial uyandırabilecek şekilde kurgulanıyor.
 
Tekno-liberal dünyalar/hazlar/tutkular, taklitçilikler, öykünmeler, mülkiyet tapınmaları, ekonomik insanın yükselişi; özgünlükleri, bakımsızlıkları, bilgelikleri değer sistemlerine yönelik aidiyet biçimlerini yok ediyor.
 
Ahlaki sorumluluk duygusu, ahlaki akıl ve kâlb, hayatın her alanında insani/ahlaki bütünlük ve dayanışma için çaba harcar. Her tür parçalanma, ötekileştirme/anlayışsızlık/sorumsuzluk ve dar görüşlülükle doğrudan ilgilidir. Bireyci, bencil, narsist ve ötekileştirici tercihlerde bulunanlar, hiçbir değer/ahlak sistemini tanımadıkları için böyle hareket ederler. Alışkanlıklara bakımlılık, yeni çözümlemelere, yaklaşımlara izin vermez.
 
Taklide dayalı bir öğrenme biçimi, taklide dayalı bir bilinç biçimi belirleyici olamaz.
 
Nefret-düşmanlık ve ötekileştirme refleksleriyle hareket edenler, rakip karşıt telakki ettikleri insanların ve toplulukların insanlık dışı bir konumda olduklarını düşünürler. Bu kesimler, Türkiye’de yaşandığı üzere, bütün olumlu kavramları ve davranış biçimlerini kendi tekelleri altına alarak, bu kavramların dışladığı unsurları hayâsızca tahkir ederler.
 
Hayatımızı, aynılaştırıcı neoliberal klişe ve kalıplara hapsedemeyiz. Kendi yorumlarımızı ve tercihlerimizi de kendi hapishanelerimiz haline getiremeyiz. Bu nedenle bütün insanlık dünyasını ilgilendiren bir sorumluluk alanı içerisinde bulunmalıyız.
 
İthal edilen düşünce ve davranışlarla, ithal edilmiş dünya görüşü ve hayat tarzlarıyla, ithal edilmiş bir dil ve kavramla hiçbir mücadele yürütülemez, hiçbir yol alınamaz, hiçbir yere varılamaz.

Bu Makale 4632 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

23/10/2014 - 15:29 ÇIKAR MÜLAHAZALARI

©

09/06/2014 - 11:06 EYLEMDE BULUNARAK VAR OLMAK

©

05/05/2014 - 12:34 İSLAM’IN EVRENSEL VİZYONU ÜZERİNDE ÇALIŞMAK

©

09/04/2014 - 12:20 YABANCI ZAMANLAR

©

01/02/2014 - 13:55 HEPİMİZE YAZIKLAR OLSUN

©

04/12/2013 - 14:15 TRAVMATİK BİR TARİH

©

04/10/2013 - 14:23 RADİKAL SEÇENEKLER

©

12/08/2013 - 16:22 NEOLİBERAL DİKTATÖRLÜK

©

16/07/2013 - 12:54 MAĞARALARA KAPANMAK

©

19/06/2013 - 16:31 KANIKSANMIŞ BAĞIMLILIKLAR

©

20/05/2013 - 14:38 EZELÎ VE EBEDÎ BİR UFUKTAN BAKMAK

©

19/03/2013 - 14:43 ZİHİNSEL BİR KADAVRA GİBİ YAŞAYAMAYIZ

©

19/02/2013 - 11:31 ZİHİNLERİMİZE VURULMUŞ SÖMÜRGECİ PRANGALARI PARAMPARÇA ETMEDİKÇE HİÇ BİR ŞEY İYİ OLMAYACAK

©

28/01/2013 - 14:14 TARİHSEL TANIKLIKLAR YAPMAK, TARİHSEL SORUMLULUKLAR ALMAK

©

21/11/2012 - 15:15 GÜVENİLEBİLİR UMUTLAR İÇİN, GÜVENİLEBİLİR BİR BİLİNÇ GEREKİR

©

25/09/2012 - 12:01 İSLAMİ ZİHİN KONTROL ALTINDA BULUNUYOR

©

27/08/2012 - 13:08 YENİDEN İNŞA MÜCADELESİ İÇİN

©

23/07/2012 - 11:51 BİR BAŞKALDIRI DİLİ OLUŞTURMAK

©

28/06/2012 - 12:43 BÎR YIKIM ÇAĞINDA VAROLMAK

©

04/06/2012 - 11:52 ZİHİNSEL VESAYETİ AŞMAK

©

25/04/2012 - 15:15 MODERN - SEKÜLER SINIRLARI AŞMAK

©

26/03/2012 - 11:58 YAPISAL ENGELLERİ AŞMAK

©

02/01/2012 - 12:27 ROMANTÎK-NOSTALJİK UYKULARDAN UYANMAK

©

28/11/2011 - 13:21 GEÇMİŞİN YASINI TUTMAK, YA DA GEÇMİŞE TAPINMAK

©

03/10/2011 - 12:20 TARİHE TANIKLIK VE ÂLİMLER

©

05/09/2011 - 14:39 NAİF UMUTLAR VE OPORTÜNİST HOŞGÖRÜ ANLAYIŞI

©

03/08/2011 - 11:27 Tehlikeli Savrulmalar

©

04/07/2011 - 13:12 ZORBALIKLAR ÇAĞI

©

03/06/2011 - 12:19 Yüzeyin Altındakileri Görmek Gerek

©

09/05/2011 - 12:10 Bir Karasaban Çağında

©

07/03/2011 - 13:33 Anlamların Gücü

©

14/02/2011 - 12:16 ENGİNLERE AÇILMAK

©

06/01/2011 - 16:06 Küstah ihtiraslar

©

02/12/2010 - 11:14 Ahlaki Bir Öfke

©

14/10/2010 - 19:08 AHLAKİ ALANI TERKETMEMELİYİZ

©

22/06/2010 - 12:28 Nostaljiye Sığınmak

©

18/05/2010 - 12:18 Entelektüel Bağımsızlık İçin

©

16/04/2010 - 11:51 Umudun Kalbi

©

22/03/2010 - 16:47 Yeni Bir Bilincin Yolunu İzlemek

©

18/02/2010 - 12:22 Bağımlı Varoluşlar

©

21/01/2010 - 10:59 Teslimiyetçi Suç Ortaklıkları

©

23/11/2009 - 15:50 Bilincin Çağrısı

©

23/10/2009 - 10:11 Tarihin Sınavından Geçmek

©

24/09/2009 - 11:27 Yıkıcı Gerilimler

©

24/07/2009 - 11:30 İnsanlığın Evrensel Ufku: Müslümanlık

©

25/06/2009 - 10:29 Popülizme Sığınmak

©

01/06/2009 - 15:35 İdeolojik Irkçılıklar Ve Duygusuzluklar

©

28/04/2009 - 16:28 Modernliğin Sapkınlıkları

©

07/04/2009 - 14:34 Va Hayfa, Va Esefa

©

09/03/2009 - 15:18 Duygusal Tepkiler ve Siyasal Sessizlik

©

10/11/2008 - 22:49 Vazgeçmemeyi Öğrenmeliyiz

©

05/09/2008 - 13:33 Anlam ve Amaç Belirsizlikleri
 
 

Site İçi Arama

23 Zilhicce 1447 |  09.06.2026

Bir Ayet

Bismillahirramanirrahim

Onlardan bazı gruplara, kendilerini denemek için yararlandırdığımız dünya hayatının süsüne gözünü dikme. Senin Rabbinin rızkı daha hayırlı ve daha süreklidir.




( Tâ Hâ Suresi - 131)

Bir Hadis

“İçimden geçirdiğim ve sakındığım şeylerin kötülüğünden Allah’a ve O’nun kudretine sığınırım.”

(Müslim, Selâm, 67)

Bir Dua

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ım! Günahlarımı kar ve dolu suyu ile yıka ve beyaz elbiseyi kirden temizler gibi kalbimi hatalardan arındır.”

(Buhârî, Deavât, 39)

Hikmetli Söz

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,
Dostunun yüz karası düşmanının maskarası.


Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com