Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​) Abdülhamit Kahraman
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 1562
Toplam 18891240
En Fazla 25928
Ortalama 2850
Üye Sayısı 411923
Bugün Üye Olan 286
Online Ziyaretci
 

 
HEPİMİZE YAZIKLAR OLSUN
01/02/2014 - 13:55
 
“Hayatımızın merkezine İslami anlam/değer/referans siste­mini koymadığımızda, hayatımızın bir anlamı/derinliği/ruhu ola­maz.”
Allah'a ait olmak, nihai hakikate bağlı olmak, maddi/dün­yevi bencilliklerden, yerel/ulusal/mezhepsel bencilliklerden, ih­tiraslardan vazgeçmekle başlar.  İslami varoluş bilinci, bütün ibadetlerimizi, Allah'a ait olma bilinciyle yerine getiremediğimizde,somut bir nitelik kazanır. İman; bir irade-güç-tavır-öfke-aşk duruş biçiminde somutlaştığında gerçek iman olur. İman, sü­rekli olarak Allah'a yürüyüş ve Allah'a ait bir dünyanın inşa­sı eylemidir. İçtenlikli, bilinçli, kararlı bir yürüyüşü durdu­rabilecek dünyevi bir güçten söz edilemez.
 
İnsan, Allah'a ait olduğunda, ilahi ilkeleri bir bütünlük içerisinde temsil ettiğinde kendisi olur. İnsan, Allah'ın ira­desi doğrultusunda varoluşunu şekillendirdiğinde, anlamlı kıldı­ğında, bütün ufuklar ve imkânlar kendisine açılır.
 
Allah'a ait olduğumuzda, varoluşumuzu sorumluluk bilinci içerisinde tezyin ve teçhiz ederiz. Allah'a ait olduğumuzu idrak ettiğimiz andan itibaren, her tür iktidar, her tür ihtiras, her tür bencillik karşısında bakımsız bir duruş sahibi olabiliriz.
 
Hayatımızın merkezine İslami anlam/değer/referans siste­mini koymadığımızda, hayatımızın bir anlamı/derinliği/ruhu ola­maz. Bunun için gündelik hayatın içerisinde, maddi/politik dün­yaya yönelik ilişkiler ve yönelişler sırasında, hayatımızın mer­kezinde neler olduğunu kendimize sormaya cesaret edebilmeliyiz.  Her türlü yetkinlik, kişilik, mükemmellik, ilahi anlamlara tutuna­rak saklanabilir.
 
İman ve aklın buluşmasıyla, bütünleşmesiyle bütün ufukla­ra açılabiliriz, ulaşabiliriz.
 
Modern zamanlarda dünyevi bilgiye yabancılaşan Müslüman­lar, aynı zamanda akla da yabancılaştıkları için, akılsız bir iman'la dünyada hayatiyet sahibi olmayı başaramadılar. Dünya’yave akla yabancılaşan Müslümanlar hiç bir şekilde bilgi-bilim üretme ihtiyacı duymadılar. İslam, tarihe çıktığı dönemde, ta­rihi, bilgi/bilimi yeniden başlatmış, büyük bir tarihsel-küresel değişim gerçekleştirmişti. Bugün, bizler, hiç bir şeyi değiştir­meyi başaramıyoruz, hiç bir şeyi değiştirmeye güç yetiremiyoruz. Bu durumu ısrarla konuşmalıyız.
 
Günümüz dünyasında Müslümanlar imanla-aklın sınırsız ufkundan, insanlık tarihinin en büyük, en muhteşem cemaati olan Ümmet'ten ayrıldılar. Bu korkunç ayrılıktan sonra, kendilerini milliyet/mezhep/hizip/cemaat/hizmet sınırları ve bencillikleri­ne hapseden Müslümanlar, bir bilinç devrimi gerçekleştirmeleri gerekirken, büyük bir bilinç yıkımı gerçekleştirdiler.
 
İlahi niteliklere sahip olduklarına inanılan "manevi aracılar" sebebiyle Müslümanlar bugün tevhidi bilince sahip, ev­rensel bir yürüyüş, oluşum, hareket gerçekleştiremiyor. Manevi aracılar tarafından ufukları kapatılan Müslümanlar, bugün karşı karşıya bulundukları tarihsel/yapısal sorunları çözme iradesine, çözüm üretme iradesine, sahip değiller.
 
İnsanlık tarihine iman/akıl/bilgi/bilgelik/zarafet/este­tik çağlarını kazandıran Müslümanlar, bugün, bağnazlık/kabalık/aşırılık/zevksizlik ve yozlaşma çağını yaşıyor. Müslümanları bu noktaya getiren yaklaşımlara, zihniyete, geleneğe, karşıtlık­lara yazıklar olsun.
 
Hepimize yazıklar olsun.
 
İnsanlık tarihine evrenselleştirici bir bilinçle giren ilk Müslümanlarla, bugünün kabileci/mezhepçi/hizipçi Müslüman­ları arasında ciddi uçurumlar var. Günümüz Müslümanları bağnaz­lıkları, aşırılıkları, ufuksuzlukları ve bunlardan kaynaklanan tahribatı ne yazık ki fark etmiyor. Dini hayatımızı mekanik tek­rarlar ve alışkanlıklar oluşturuyor. Yeni bir bilince, dönüştü­rücü bir bilince sahip olmaksızın, hiç bir şeyi değiştiremeyece­ğimizi fark etmeliyiz.
 
Müslümanlar olarak küresel gündem üzerinde belirleyici hiç bir etkimiz yok. Kendi zamanımızın ihtiyaçlarına cevap ve­rebilecek bir dil-düşünce-kültür oluşturamıyoruz. Günümüzde herkes, piyasa/sermaye/borsa ya da yatırımların diliyle konuşu­yor.
 
Günümüzde sosyal ağlar, özerk alanlar, yeni kamusal alanlar oluşturuyor, siyasal iktidarlar bu ağları kontrol ede­miyor. İnternet ve mobil iletişim ağları yoluyla yeni muhalefet alanları, yeni örgütlenme biçimleri ortaya çıkıyor. Kendi zama­nımızın gerisinde kalmamak için, bu gelişmeler etrafında sağlıklı değerlendirmeler yapabilmeliyiz. Geçmişin ufku ile şimdinin ufku arasında ikna edici çözümlemelere ihtiyacımız olduğunu ha­tırlamalıyız. Gelenekler olumlu değerler taşıyabilecekleri gibi, olumsuz değerler de taşıyabilirler. Geçmişin/geleneğin ufkundan baktığımız takdirde, toplumsal değişimi etkileyen dinamikleri gereği gibi göremeyebiliriz.
 
Toplumlarımızda bugün, neoliboral dünya görüsü ve ha­yat tarzı adına hayâsızlığı meşrulaştırmak üzere, kültürel ırk­çılığı meşrulaştırmak, üzere açıkça ve yüksek sesle bir mücadele yürütülüyor. Bizler ise, kısık bir sesle ahlaki olanı savunmaya çekiniyoruz. Seküler ve materyalist kültür nihilist toplumlar oluşturuyor. Bu kültür sebebiyle bugün, Müslümanlar da daha çok başarı peşinde koşuyor, çıkar peşinde koşuyor, İslami anlam ve değerleri toplumsallaştırmak için değil. Modern-seküler kültür, neoliberal kültür, temel, insani erdemleri gerilik olarak değerlendirmeye devam edebiliyor.
 
Toplumlarımızda sömürgeci kültürün/ideolojinin varis­lerinin etkisi bugün de sürüyor, sürdürülüyor.   Her tür taklit­çilik bireylerinde toplumların da kendilerini kaybetmelerine neden oluyor.  Kendimizi bulabilmemiz için tahkik'e dayalı dü­şünsel bir dünya oluşturmamız gerekiyor. Taklitçilikler toplum­ları düşüncesizleştiriyor, düşünsel intiharlara neden oluyor. İnsanın ve tonlumun kendisini gerçekleştirmesi bir bilinç müca­delesi yoluyla olabilir. Hayatın her alanında yıkım, hiç bir şey olmamakla başlar.
 
Bugün, zihinlerin ve ruhların değil, bedenlerin re­fahı için seferberlik halinde bulunan bir dünyada yaşıyoruz. Bu dünya kolektif bir egoizm dünyası haline geliyor. Yalnızca bedenlerin refahını merkeze koyan bu dünya her tür ahlaki ve vicdani ilkeyi yok sayarak despotik bir tahakküm savaşı veriyor.

Bu Makale 4653 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

23/10/2014 - 15:29 ÇIKAR MÜLAHAZALARI

©

09/06/2014 - 11:06 EYLEMDE BULUNARAK VAR OLMAK

©

05/05/2014 - 12:34 İSLAM’IN EVRENSEL VİZYONU ÜZERİNDE ÇALIŞMAK

©

09/04/2014 - 12:20 YABANCI ZAMANLAR

©

01/02/2014 - 13:55 HEPİMİZE YAZIKLAR OLSUN

©

04/12/2013 - 14:15 TRAVMATİK BİR TARİH

©

04/10/2013 - 14:23 RADİKAL SEÇENEKLER

©

12/08/2013 - 16:22 NEOLİBERAL DİKTATÖRLÜK

©

16/07/2013 - 12:54 MAĞARALARA KAPANMAK

©

19/06/2013 - 16:31 KANIKSANMIŞ BAĞIMLILIKLAR

©

20/05/2013 - 14:38 EZELÎ VE EBEDÎ BİR UFUKTAN BAKMAK

©

19/03/2013 - 14:43 ZİHİNSEL BİR KADAVRA GİBİ YAŞAYAMAYIZ

©

19/02/2013 - 11:31 ZİHİNLERİMİZE VURULMUŞ SÖMÜRGECİ PRANGALARI PARAMPARÇA ETMEDİKÇE HİÇ BİR ŞEY İYİ OLMAYACAK

©

28/01/2013 - 14:14 TARİHSEL TANIKLIKLAR YAPMAK, TARİHSEL SORUMLULUKLAR ALMAK

©

21/11/2012 - 15:15 GÜVENİLEBİLİR UMUTLAR İÇİN, GÜVENİLEBİLİR BİR BİLİNÇ GEREKİR

©

25/09/2012 - 12:01 İSLAMİ ZİHİN KONTROL ALTINDA BULUNUYOR

©

27/08/2012 - 13:08 YENİDEN İNŞA MÜCADELESİ İÇİN

©

23/07/2012 - 11:51 BİR BAŞKALDIRI DİLİ OLUŞTURMAK

©

28/06/2012 - 12:43 BÎR YIKIM ÇAĞINDA VAROLMAK

©

04/06/2012 - 11:52 ZİHİNSEL VESAYETİ AŞMAK

©

25/04/2012 - 15:15 MODERN - SEKÜLER SINIRLARI AŞMAK

©

26/03/2012 - 11:58 YAPISAL ENGELLERİ AŞMAK

©

02/01/2012 - 12:27 ROMANTÎK-NOSTALJİK UYKULARDAN UYANMAK

©

28/11/2011 - 13:21 GEÇMİŞİN YASINI TUTMAK, YA DA GEÇMİŞE TAPINMAK

©

03/10/2011 - 12:20 TARİHE TANIKLIK VE ÂLİMLER

©

05/09/2011 - 14:39 NAİF UMUTLAR VE OPORTÜNİST HOŞGÖRÜ ANLAYIŞI

©

03/08/2011 - 11:27 Tehlikeli Savrulmalar

©

04/07/2011 - 13:12 ZORBALIKLAR ÇAĞI

©

03/06/2011 - 12:19 Yüzeyin Altındakileri Görmek Gerek

©

09/05/2011 - 12:10 Bir Karasaban Çağında

©

07/03/2011 - 13:33 Anlamların Gücü

©

14/02/2011 - 12:16 ENGİNLERE AÇILMAK

©

06/01/2011 - 16:06 Küstah ihtiraslar

©

02/12/2010 - 11:14 Ahlaki Bir Öfke

©

14/10/2010 - 19:08 AHLAKİ ALANI TERKETMEMELİYİZ

©

22/06/2010 - 12:28 Nostaljiye Sığınmak

©

18/05/2010 - 12:18 Entelektüel Bağımsızlık İçin

©

16/04/2010 - 11:51 Umudun Kalbi

©

22/03/2010 - 16:47 Yeni Bir Bilincin Yolunu İzlemek

©

18/02/2010 - 12:22 Bağımlı Varoluşlar

©

21/01/2010 - 10:59 Teslimiyetçi Suç Ortaklıkları

©

23/11/2009 - 15:50 Bilincin Çağrısı

©

23/10/2009 - 10:11 Tarihin Sınavından Geçmek

©

24/09/2009 - 11:27 Yıkıcı Gerilimler

©

24/07/2009 - 11:30 İnsanlığın Evrensel Ufku: Müslümanlık

©

25/06/2009 - 10:29 Popülizme Sığınmak

©

01/06/2009 - 15:35 İdeolojik Irkçılıklar Ve Duygusuzluklar

©

28/04/2009 - 16:28 Modernliğin Sapkınlıkları

©

07/04/2009 - 14:34 Va Hayfa, Va Esefa

©

09/03/2009 - 15:18 Duygusal Tepkiler ve Siyasal Sessizlik

©

10/11/2008 - 22:49 Vazgeçmemeyi Öğrenmeliyiz

©

05/09/2008 - 13:33 Anlam ve Amaç Belirsizlikleri
 
 

Site İçi Arama

23 Zilhicce 1447 |  09.06.2026

Bir Ayet

Bismillahirrahmanirrahim

"Şeytan sizi fakirlikle korkutur ve size, çirkinliği ve hayâsızlığı emreder.

Allah ise size kendi katından mağfiret ve bol nimet va'dediyor.

Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir."

( Bakara Suresi - 268)

Bir Hadis

Hz. Enes (radıyallâhuanh) anlatıyor:

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) ölmek üzere olan
bir gencin yanına girmişti.
Hemen sordu:
"Kendini nasıl buluyorsun?"
"Ey Allah'ın Resûlü, Allah'tan ümidim var, ancak günahlarımdan korkuyorum" diye cevap verdi. Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) da şu açıklamayı yaptı: "Bu durumda olan bir kulun kalbinde (ümit ve korku) birleşti mi Allah o kulun ümid ettiği şeyi mutlaka verir ve korktuğu şeyden de onu emin kılar."


Tirmizî, Cenâiz 11; İbnu Mâce, Zühd 31

Bir Dua

“Allah’ım! Kederden, üzüntüden, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, borç yükünden ve halkın galeyana gelerek taşkınlığından sana sığınırım.”

(Nesâî, İstiâze, 25)

Hikmetli Söz

Kim kazanmazsa bu dünyada bir ekmek parası,

Dostunun yüz karası düşmanının maskarası.






Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com