Andolsun, Biz insana tarafımızdan bir rahmet tattırıp sonra bunu kendisinden çekip (alsak) kuşkusuz o, (artık) umudunu kesmiş bir nankördür.
( Hûd sûresi - 9)
Bir Hadis
Ebû Vâil anlatıyor: Hz. Üsâme (radıyallâhuanh)'yi işittim diyordu ki:
Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:
Kıyamet günü bir adam getirilip ateşe atılır. Karnındaki bağırsakları dışarı çıkar. Onları, eşeğin değirmen taşını döndürdüğü gibi döndürür. Derken, cehennem ahâlisi etrafında toplanır ve: "Ey falan kişi, sen dünyada iken (bize) Allah’ın emirlerini tavsiye eden, Allah’ın yasaklarından da sakındıran değil miydin?" derler. O: "Evet, Allah’ın emirlerini tavsiye eder, ama kendim yapmazdım, Allah’ın yasaklarından da sakındırır, ama kendim yapardım" diye cevap verir."
"Rabbimiz, unuttuklarımızdan veya yanıldıklarımızdan dolayı bizi sorumlu tutma. Rabbimiz, bize, bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme. Rabbimiz, kendisine güç yetiremeyeceğimiz şeyi bize taşıtma. Bizi affet. Bizi bağışla. Bizi esirge, Sen bizim mevlamızsın. Kâfirler topluluğuna karşı bize yardım et."