Allah seni affetsin; doğru söyleyenler sana açıkça belli oluncaya ve yalancıları da öğreninceye kadar niye onlara izin verdin?
( Tevbe sûresi - 43)
Bir Hadis
Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:
Hz. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e bir adam geldi ve şöyle dedi:
- Ey Allah’ın elçisi! Hangi sadakanın sevabı daha büyüktür?
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurdu:
- “Güçlü-kuvvetliyken, sıhhatin yerindeyken, cimriliğin üzerinde, fakir düşmekten endişe etmekteyken, daha büyük zengin olmayı düşlerken verdiğin sadakanın sevabı daha büyüktür.
(Bu işi) can boğaza gelip de “falana şu kadar”,
“filana bu kadar” demeye bırakma. Zaten o mal vârislerden şunun veya bunun olmuştur.”
Buhârî, Zekât 11, Vasâyâ 17; Müslim, Zekât 92
Bir Dua
“Allah’ım! Kullarını mahşerde topladığın veya mahşerde kaldırdığın gün beni azabından koru.”
(Tirmizî, Deavât, 18)
Hikmetli Söz
Çok söz, kişiyi unutkan yapar.
Üzerine hakikaten konduğu bir terazinin ağır gelmesi haktır. Yine üzerine batılın konduğu bir terazinin de hafif gelmesi haktır.
Allah ile mahlukatından hiçbiri arasında bir nesep bağı yoktur. Allah’a yakınlık ancak O’na itaat ve emirlerine tabi olmakla mümkündür.
Allah, kulunun amelsiz sözünden razı olmaz.
Dostuna dost ol ve bütün arkadaşlarına eşit davran, hepsininde haklarına riayet et!
İnsanlara iyilik etmek, kişiyi afetlerden ve belalardan muhafaza eder.
Mal cimrilerde, silah korkaklarda, yetki zayıflarda olursa işler bozulur.
Ne söylediğini, ne zaman söylediğini iyi düşün!
Hiçbir bela yoktur ki, ondan daha kötüsü olmasın.
Hakk’ı tanıyan ariflerin kölesi ol!
Zülüm, ahde vefa vefasızlık ve hile kimden bulunursa zararlarını yine kendilerine dokunur.