"Müşriklerin Allah'ı bırakıp taptıkları ancak birtakım dişi putlardır. Onlar böylece aslında ancak inatçı şeytana tapmış oluyorlar. Allah o şeytanı lânetlemiş, o da, "Senin kullarından belli bir kısmını elde ederek onları mutlaka baştan çıkaracağım, saptıracağım, muhakkak onları boş emellere, kuruntulara daldıracağım, onlara hayvanların kulaklarını yarmayı, Allah'ın yarattığını bozmayı emredeceğim" demişti. Kim Allah'ı bırakıp şeytana uyar ve onu dost edinirse apaçık bir ziyana uğrar."
( Nisâ sûresi - 117)
Bir Hadis
Ebu Hureyre (r.a.)’tan rivayet edilmiştir:
“(Mekke’den Medine’ye) hicret eden (Müslüman)ların fakirleri, Resulullah (s.a.v.)’e gelip: ‘Varlıklı müslümanlar cennetin en yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları olduğu için hac ediyorlar, umre yapıyorlar, cihad ediyorlar ve sadaka veriyorlar, fakat biz veremiyoruz’ dediler.
Bunun üzerine Resulullah (s.a.v.): ‘Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınız gibi yapanlar dışında hiç kimsenin sizden daha üstün olamayacağı bir şeyi size bildireyim mi?’ buyurdu. Sahabiler: ‘Evet (bildir) Ey Allah’ın Resulü!’ dediler. Resullullah (s.a.v.): ‘Her (farz) namazın ardından otuz üç defa Allah’ı tesbih, tahmid ve tekbir getirirsiniz’ buyurdu.
Bu hadisi Ebu Hureyre’den rivayet eden Ebu Sâlih der ki: Resulullah (s.a.v.)’e, bu zikirlerin nasıl okunacağı sorulunca Peygamber (s.a.v.): ‘Her birinden otuz üçer defa olmak üzere «Subhânallah», «el-Hamdülillah», «Allâhu Ekber» dersiniz’ diye cevap verdi.”
“Allah’ım! Lütfundan bize rızık ver, bizi rızkından mahrum etme, bize verdiğin rızıkları bizim için bereketli yap, katında bulunan nimetlere rağbetimizi arttır ve bizi gönül zengini eyle.”
(İbn Ebu Şeybe, Dua, 42)
Hikmetli Söz
Mevlana’ya göre
dünya, mal, mülk,
servet su gibidir.
Geminin denizde
seyredebilmesi, yol
alabilmesi için evet su
muhakkak lazımdır.
Ama geminin dışında
olması lazım. Su
geminin içine girdi mi,
battı gitti demektir.