Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​) Abdülhamit Kahraman
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 355
Toplam 18894831
En Fazla 25928
Ortalama 2849
Üye Sayısı 412709
Bugün Üye Olan 52
Online Ziyaretci
 

 
Evlilik ve Aile Hayatı Bir İbâdettir
22/06/2010 - 12:12
 
İslâm, akıllı ve büluğ yaşını aşmış bütün müslümanları aile yuvası kurmaya çağırdığı gibi, evliliği ve aile hayatını da bir ibâdet olarak değerlendirir. İslâm hukukuna göre nikâh akdi hem medenî bir muâmele, hem de bir ibâdettir.

Çünkü nikâhın rükûn ve şartlarını İslâm belirler ve evlilik sebebiyle eşlerin pek büyük ecirlere ulaşacakları açıklanır. Bu konuda İbnül-Hümâm (ö. 861/1457) şöyle der: "Nikâh, ibâdetlere daha yakındır. Hatta evlenmek, devamlı nâfile ibâdet etmek kasdıyla bekâr kalmaktan daha faziletlidir." [1] Son devir İslâm hukukçularından İbn Abidîn (ö. 1252/1836), Reddü’l-Muhtar adlı ünlü eserinde nikâh konusuna şu cümlelerle başlar: "Bizim için Hz. Âdem devrinden bugüne kadar meşrû olmuş, sonra Cennette de devam edecek, nikâh ile imandan başka ibâdet yoktur." [2] Nikâhın câmi içinde akdedilmesi ve mümkünse cuma gününe rastlatılması müstehaptır. Bu da onun ibâdet yönünü güçlendirir. [3]

 Şâfiîlerin dışında cumhûr, yani çoğunluk fakihler evliliğin ibâdet olduğu konusunda hemfikirdir. Zâten, insanın yaratılış sebebi olan ibâdet, [4] hayatın tümünü kapsar, insanın tüm davranışlarını kuşatır. Genel ve geniş anlamda, Allah'ın hoşnut ve râzı olduğu her iş, müslüman için ibâdettir. İslâmî esaslara göre kurulan ve buna göre yürütülen evlilik de ibâdet kabîlindendir. Çünkü nikâh akdi ile, nefsi haramlardan korumak ve nesli sürdürmek gibi birçok toplum maslahatı gerçekleşir. Nitekim Hz. Peygamberimiz (s.a.s.) "Sizden birinizin evliliğinde sadaka sevabı vardır" [5] buyurmuştur. Allah’a ibâdetin öncelikli temel şartı, sahih bir imandır. İmanı tam olmayanın ibâdeti de geçerli olmaz. Eş seçmek, büyük ve küçük imam seçmekten pek farklı değildir. Tâğutları reddetmeyen ve her çeşit şirkten kaçınmayan kimsenin imamlığı nasıl geçerli değilse, nikâhı da geçerli değildir. İmanına şirk karıştıran bir kimsenin nikâhı da olmaz. Böyle bir kimsenin karşı cinsten biriyle beraberliği de (genel anlamda her şey ibâdet/kulluk/tapınma ile irtibatlı olduğundan) ibâdet sayılır; ama bu Allah’a değil; hevâsına, hevesine, keyfine, zevkine yapılmış bir ibâdet/tapınmadır.

 Müslüman karı kocanın onu yaparak ibâdet (sadaka) sevabı kazandığı şeyi, nikâhı geçerli olmayan evli kimsenin eşiyle yapması zinâ sayılacak, bu beraberlikten de “meşrû olmayan nesil” meydana gelecektir. Günümüzde fesâdın bin bir çeşidinin, kapkaçın, terörün, ahlâksızlığın… hızla yaygınlaşmasının sebeplerinden biri de bu neseb-i gayri sahih zinâ ürünleri olsa gerektir. O yüzden aile, hem dünya hem âhiret açısından ya cennet bahçesi veya cehennem çukurudur.

Aile, iman ve kulluk bilincine dayanır. Toplum, devlet ve dünya büyük bir aile; aile de küçük bir ümmet ve minyatür bir devlettir. Ailelerinde İslâm'ı hâkim kılamayanların; sokaklarına, işyerlerine, toplum ve devletlerine şeriatı hâkim kılmaları beklenemez. İslâmî değişim ve dönüşümü dillendirenlerin samimi olup olmadıkları, evlerine ve evlerinde uyguladıkları davranışlara bakarak kolayca test edilebilir. İslâm’ın ibâdet kabul ettiği nikâh/evlilik, “ev” adı verilen Allah’ın indirdiğiyle hükmedilecek İslâm devletine halife ve vezir tâyin etmek demektir. Doğacak çocuğunun temel eğitim göreceği “ev” adlı baba ve ana okulunun öğretmenini seçmektir nikâh. Hatta doğacak çocuğunun dinini tâyin etmektir. Çünkü İslâm fıtratıyla doğan çocuk, ana ve babası aracılığıyla hıristiyanlaşacak, yahûdileşecek, mecûsileşecek, müşrikleşecektir. [6] Dindar ve güzel ahlâklı bir eş seçmeye çalışmayan kimse, doğacak çocuklarının da bu özelliklere sahip olmamasını istemiş olmaktadır. Kendisi için de dünyada huzur ve mutluluğu, âhirette cenneti; ya da dünyada fitne, stres, kavga ve huzursuzluğu, âhirette de sonsuz azâbı seçmek demektir eş seçimi. “Ey iman edenler! Kendinizi ve ailenizi, yakıtı insanlar ve taşlar olan ateşten koruyun…” [7]  

 Kadın ve erkeği dünya huzuruna, saâdete ve sonsuz âhiret ödülüne ulaştıran, çocukları da müslümanca yetişip hayata ve âhirete hazırlayan “aile”nin, en hayatî kurum olmasından dolayı, dinimiz yuva kuracak gençlerin, birbirlerinin dinî ve ahlâkî durumlarını araştırmalarını emretmiştir. Tevhîdî iman sahibi müslümanlar, kendileriyle yuva kurmayı düşündükleri eş adaylarında birinci özellik olarak sağlam bir imanı şart görmelidirler. Evliliğin ve eş seçiminin imanla, ibâdet ve sünnetle ilgisi bakımından şu hadis-i şerifler hayli önemlidir:

 “Kadın dört özelliği için nikâhlanır: Malı için, nesebi (soyu) için, güzelliği için, dini için. Sen dindar olanını seç de huzur bul/mutlu ol.” [8]

 "Kadınlarla (sadece) güzellikleri dolayısıyla evlenmeyin; olabilir ki, güzellikleri onları kötülüğe sevkeder. Malları için de evlenmeyin; olabilir ki malları da onları size karşı isyâna sevkeder. Fakat onlarla dinleri dolayısıyla evlenin. Dindar olan siyahî/zenci bir câriye, diğerlerinden daha üstündür." [9]

 "Nikâh, benim sünnetimdir. (Bu) Sünnetimi uygulamayan benden değildir. Evlenin, çocuk sahibi olun; ben kıyâmet gününde ümmetimin çokluğu ile iftihar edeceğim." [10]

 “En güzel dünya nimeti, insanın sahip olabileceği nimetlerin en hayırlısı: Zikreden dil, şükreden kalp ve insanın iman doğrultusunda (müslümanca) yaşamasına yardımcı olan kadındır.” [11]

 "Sizden birinizin evliliğinde sadaka sevabı vardır." [12]

 "Allah'a isyanı emreden kişiye itaat olunmaz." [13]

 Erkekle kadın, birbirlerinin eksiklerini tamamlayan bir elmanın iki yarısı gibidirler. Yarısı çürük bir elmanın çürük kısmı kesilip atılmazsa diğer yarısını da çok kısa zamanda çürütecektir. Diğer yarısı ne kadar sağlam olursa olsun, çürük olan diğer yarımı sağlamlaştıramayacaktır. Müşrik insan, çürümüş, kurtlanmış meyveden farksızdır. "Onlar (hanımlar) sizin için bir elbise; siz de onlar için bir elbisesiniz." [14] Elbise, hem ayıplarımızı kapatan, bizi zarar verecek dış etkenlerden koruyan bir sığınak, hem de hoşa giden bir süs olduğu gibi, takvâ ile de ilişkilidir. [15] Demek ki, kocası olmayan kadın çıplak olduğu gibi, karısı olmayan adam da çıplaktır. Geciktirilmeden yıkanmak şartıyla elbisenin bazen tozlanıp kirlenmesi olağan görülse bile; pislikten, necâsetin kendisinden elbise olmaz. Müşrikler de (necis/pis değil), birer necestir/pisliktir. [16] Tevhidle, cennet adayı müslümanın temizliğiyle uzlaşması ve tevhide bulaşması mümkün olmayan pislikle nasıl iç içe yaşanabilir, pislik nasıl hoş görülebilir, Allah düşmanına nasıl sevgi beslenebilir? Müşrik, hayvandan daha aşağıda olduğuna göre, [17] en şerli yaratıkla beraber aynı yemlikten yemlenmek için çirkin ahırda yaşamayı, güzel bir müslüman huzurlu bir yuvaya nasıl tercih edebilir?

 (1) İbnül-Hümâm, Fethu'l-Kadîr, Bulak 1315, II, 340

 (2) İbn Abidîn, II, 258

(3) İbn Hacer el-Askalânî, Bülûğu’l-Merâm, Sönmez Y., 1967, III, 229

 (4) 51/Zâriyât, 56

 (5) Müslim, Zekât 52; Ebû Dâvud, Tatavvû' 12, Edeb 160; Ahmed bin Hanbel, V/167, 168

 (6) Buhârî, Cenâiz 79, 80, 93; Müslim, Kader 22 - 25

(7) 66/Tahrîm, 6

 (8) Buhârî, Nikâh 15; Müslim, Radâ 14, 53, Ebû Dâvud, Nikâh 2; Nesâî, Nikâh 13; İbn Mâce, Nikâh 6; Dârimî, Nikâh 4; Muvattâ, Nikâh 21; Ahmed bin Hanbel, II/428

(9) İbn Mâce, I/572

(10) İbn Mâce, Nikâh 1; Ahmed İbn Hanbel, II/72

(11) Tirmizî, Birr 13

(12) Müslim, Zekât 52; Ebû Dâvud, Tatavvû' 12, Edeb 160; Ahmed bin Hanbel, V/167, 168

(13) Buhârî, Ahkâm 4; Müslim, Cihad 40

(14) 2/Bakara, 187

(15) Bkz. 7/A'râf, 26

(16) 9/Tevbe, 28

(17) 7/A’râf, 179; 8/Enfâl, 22, 55


Bu Makale 4624 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

01/09/2014 - 16:26 KAPİTALİZME VE ÖDENMEME RİSKİNE RAĞMEN GÜNÜMÜZDE İNADINA ALLAH İÇİN BORÇ VERMEK

©

09/06/2014 - 10:58 MÜCAHİD EYYUB’UN SEYFİ, YE CAHİD FAZIL’IN KEYFİ

©

04/12/2013 - 14:18 Ana Babaya İhsan ve Hz. İbrâhim’in (a.s.) Örnekliği

©

22/11/2012 - 15:40 Bir Mücâhid, Bir Komutan Olarak Hz. Peygamber (s.a.s.)

©

25/09/2012 - 15:15 Kur´an Adına "Sünnet"i İnkâr Edenlere Kur´an Karşı Çıkıyor

©

23/07/2012 - 12:04 Boş Vakit mi Dediniz? O da Ne ki!?

©

04/06/2012 - 12:01 Şehidlik, Ölüm Biçimi Olmaktan Önce, Bir Hayat Tarzıdır:

©

02/01/2012 - 12:48 Hafıza Duası

©

06/12/2011 - 11:57 Müslüman Hanımların Tesettürü

©

03/10/2011 - 12:25 Kadın-Erkek Eşitliği mi; Yoksa Adâlet, Uyum ve Birbirini Tamamlama mı?

©

05/09/2011 - 14:53 Erkeğin Yöneticiliği ve Dövme Yetkisi

©

03/08/2011 - 11:34 Evlenme Sürecinde ve Aile Hayatında Çokça Karşılaşılan Yanlışlar

©

04/07/2011 - 12:12 Kadın-Erkek İlişkileri ve Âilede Geçim

©

03/06/2011 - 14:24 Ana-Babanın En Büyük, En Kutsal Görevi: Çocuklar, Çocuklar, Çocuklar!

©

09/05/2011 - 12:14 Ana Babanın Görevleri (Çocuğun Ana Baba Üzerinde Hakları)

©

07/03/2011 - 14:09 Eşler Arası İlişki

©

14/02/2011 - 13:05 Âilede Sağlıklı İletişim

©

06/01/2011 - 15:30 Çocuk Eğitiminde Dikkat Edilecek Özellikler

©

02/12/2010 - 11:34 Evlenme Sürecinde ve Aile Hayatında Çokça Karşılaşılan Yanlışlar

©

15/10/2010 - 19:02 Evlât İçin Farz Bir Görev: Ana-Babasına İhsân

©

26/07/2010 - 14:12 Allah’a İsyan mı Daha Zordur, Yoksa Yaz Sıcağında Oruç Tutmak mı?

©

22/06/2010 - 12:12 Evlilik ve Aile Hayatı Bir İbâdettir

©

18/05/2010 - 11:56 Evliliğin İmanla Kopmaz Bağı

©

16/04/2010 - 11:29 Aile ve Geçimle İlgili Kulaklara Küpeler

©

22/03/2010 - 16:40 Cennete de Cehenneme de Götüren Füze: ZAMAN

©

21/01/2010 - 11:05 Yalan; İman ve Güven Kaybının En Önemli Göstergesi

©

23/10/2009 - 10:08 İlim mi, Bilim mi? Vahiy mi, Cahiliyye Kültürü mü?

©

22/08/2009 - 09:55 Karşılıklı Hak ve Sorumluluklar

©

28/07/2009 - 12:43 Evliliğin İmanla Kopmaz Bağı

©

25/06/2009 - 10:37 Evdeki Hayatı, Müslümanın Ne Kadar Müslüman Olduğunun Göstergesidir

©

01/06/2009 - 15:44 Kimlik ve Vahyin İnşa Ettiği Müslüman Kimliği

©

28/04/2009 - 16:45 Mutluluğa ve Ahirete Yatırımın Diğer Adı: İnfak

©

07/04/2009 - 14:38 Alâk Sûresi Işığında Hayatın Allah İçin Olması

©

09/03/2009 - 16:52 Zulüm; Allah''ın Hududunu Çiğnemek Demektir

©

03/09/2008 - 21:56 Kur’an’ın İnsanı Güzelleştirmesi -I-
 
 

Site İçi Arama

25 Zilhicce 1447 |  11.06.2026

Bir Ayet

Bismillahirramanirrahim

Ateş halkı ile cennet halkı bir olmaz. Cennet halkı 'umduklarına kavuşup mutluluk içinde olanlardır.'

( Haşr sûresi - 20)

Bir Hadis

Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:

“Kabirleri ziyaret ediniz. Çünkü kabirleri ziyaret size ahireti hatırlatır.”

(İbn Mace, “Cenaiz”, 47).

Bir Dua

Bismillahirrahmanirrahim

"Rabbimiz, bizi hidayete erdirdikten sonra kalplerimizi kaydırma ve katından bize bir rahmet bağışla. Şüphesiz, bağışı en çok olan Sensin Sen."
"Rabbimiz, kendisinde şüphe olmayan bir günde insanları gerçekten Sen toplayacaksın. Doğrusu Allah, va'dinden cayıp dönmez."

İlimde Derinleşenlerin Duası (A.İmran 8-9)

Hikmetli Söz

Neye yaklaşsam sonu
uzaklık ve kırgınlık.
Anla ki, yok Allah’tan
başkasıyla yakınlık.

Anladım işi, sanat
Allah’ı aramakmış.
Marifet bu, gerisi
yalnız çelik çomakmış.

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com