Ey iman edenler, sarhoş iken, ne dediğinizi bilinceye ve cünüp iken de -yolculukta olmanız hariç- gusül edinceye kadar namaza yaklaşmayın. Eğer hasta veya yolculukta iseniz ya da biriniz ayak yolundan (hacet yerinden) gelmişseniz yahud kadınlara dokunmuş da su bulamamışsanız, bu durumda, temiz bir toprakla teyemmüm edin, (hafifçe) yüzlerinize ve ellerinize sürün. Şüphesiz, Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
( Nisa Suresi - 43)
Bir Hadis
“Aşure gününün orucu hakkında
İbni Abbas (r.a.) bize şu mâlumatı aktarır:
«Rasulullah aleyhisselatu vesselâm Medine’ye hicret ettiğinde Yahudilerin Aşure gününde oruç tuttuklarını gördü ve ‘Bu oruç nedir?’ diye sordu. Kendisine şöyle cevap verildi: ‘Bu gün iyi bir gündür. Allah Teâlâ bu günde Musa (a.s.) ile İsrailoğullarını düşmandan kurtarmıştır. Bu sebeple Musa (a.s.) bu günde oruç tutmuştur.’ Peygamber Efendimiz aleyhisselatu vesselâm da:
‘Ben Musa’ya sizden daha yakınım.’ buyurdu ve
bu günde oruç tutulmasını emretti.”
Buhari, Savm 69; Müslim, Sıyam 127; Ebu Davud, Savm 63
Bu durum Ramazan orucu farz kılınıncaya kadar devam etti. Daha sonra ise Rasulü Ekrem aleyhisselâtu vesselâm Aşure orucu mevzuunda insanları muhayyer (serbest) bıraktı. ‘Bu gün Aşure günüdür. Bu günde oruç tutmak sizlere farz kılınmamıştır. Dileyen oruç tutsun, dileyen tutmasın.’
“Ey insanların Rabbi! Rahatsızlığı gider! Şifa veren sensin. Senin vereceğin şifadan başka şifa yoktur. Öyle bir şifa ver ki ardında hiç hastalık izi bırakmasın.”