Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​) Abdülhamit Kahraman
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 404
Toplam 19224190
En Fazla 25928
Ortalama 2861
Üye Sayısı 1189
Bugün Üye Olan 0
Online Ziyaretci
 

 
YENİDEN KARDEŞLİK
05/05/2014 - 12:31
 
Ramazan Kayan
Uhud günü, Allah Resulü’nün “Bu kılıcın hakkını kim verir? “ sorusuna Ebu Dücanece, bir duruşla “Ben” diyebilmektir…

Yani sorumluluk bilinci ile, ağırdan alma yerine aktif bir ruhla öncülüğe davranmaktır…
Yaşadığımız gezegende daha güzel bir gelecek için biz müminleri bekleyen sorumluluklar belli olmakla birlikte, bu sorumlulukların üstesinden gelebilmenin temel dinamikleri nelerdir sorusu önemini hala korumakta ve cevap beklemektedir.
 
Sorumluluğumuz gereği “sefer bilinci“ ile hayatı sürekli sorgulamak zorundayız… Savrulmalara karşı sahih bir çizginin, sağlam bir duruşun ve sağlıklı bir mücadelenin sürekliliği için istekli ve ısrarcı olmak durumundayız…
 
Günübirlik gelgitler içinde görece başarılar veya gürültüsü çok, görüntüsü güzel, oyalayıcı uğraşlar yerine“Bakiyyatus-Salihat / Kalıcı İyilikler” üzerinde yoğunlaşmak gerekiyor… Burada münferit çabalardan ziyade müşterek yükümlülüklerde muhtaç olduğumuz yeni bir ruh, etkin bir aksiyon nasıl yakalanabilir, sorusu önemlidir…
 
Bireyselleşme ve dünyevileşme bataklığına düşmeden fonksiyonel bir kardeşlik atmosferinde, aktif bir mücadelenin öznesi olabilmek ciddi bir duyarlılık ve dayanışmayı zaruri kılıyor…
 
Özgün ve özgür bir yaşamın, adil bir dünyanın inşası için öncelikle kendi iç dinamiklerimizi doğru belirlemek ve bunlarla bilenmek ve bilinçlenmek zorundayız. Evet, bizi bir arada tutan ve geleceğe taşıyacak temel özelliklerimizi doğru belirlemek ve bunları sürekli beslemek mecburiyetindeyiz… Yoksa kendini yenilemeyen zamana yenik düşer. Yürümeyen yozlaşır… Bekleyen biter… Erteleyen erir...
 
Peki, bu temel dinamikler nelerdir?
 
Güvenilirlik… Mümin, imanın gereği olarak güvenen ve güven verendir… Çağımız insanının en büyük sorunu; güvensizlik ve yalnızlık psikozudur… İşte böylesi bir dünyada güvenin adresi olacak gönüller lazım… İnsanlığı çağıracağımız bir güvenlik koridoru açmamız gerekiyor… El-Emin’in ümmeti olarak ancak eminliğimizle insanlığın aradığı emnü emanı sunabiliriz…
 
Bunun içinde öncelikle bizde bir özgüvenin oluşması gerekir… Özgüven olmadan karamsarlık, kararsızlık ve kafa karışıklığından kurtulmak mümkün değildir… Evham, vesvese, korku, kaygı ve kuşku ancak özgüvenle aşılır…
 
İkinci olarak karşılıklı güven… Bizi bir arada tutan temel dinamik güvendir… Kalıcı kardeşliklerin, uzun soluklu mücadelelerin güvencesi karşılıklı iç güvendir…
 
Son olarak her türlü güveni temellendirmenin esası Allah’a güvendir… Allah’ın yeterliliğinde karar kılmaktır.
 
Gönüllülük… Mücadelenin ikinci sacayağı gönüllü olmaktır… Yani içtenlik ve istekliliktir… Yoksa gönüllülük keyfilik değildir… Canının istediği gibi hareket etmek değildir… Muhayyerlik değildir… İnanarak, benimseyerek, önemseyerek öne çıkmaktır… Hayırlarda yarışı önde bitirme azim ve kararlılığıdır…
 
Uhud günü, Allah Resulü’nün  “Bu kılıcın hakkını kim verir? “ sorusuna Ebu Dücanece, bir duruşla “Ben” diyebilmektir…
 
Yani sorumluluk bilinci ile, ağırdan alma yerine aktif bir ruhla öncülüğe davranmaktır…
 
Güçlülük… Çoğu zaman haklı olmamız yetmiyor, şayet hakkı ayakta tutacak bir gücünüz yoksa istiskale, istihzaya, istihfafa maruz kalırsınız… Caydırıcı bir gücünüz yoksa, akli ve nakli delilleriniz duyulmaz ve görülmez olur… Hatta hakikatin nasıl sulandırıldığını ve boğulduğunu görürsünüz…
 
Bu bakımdan güçleneceğiz ama gücün güdümüne girmeden… Kontrolsüz bir güce evirilmeden…
 
Özellikle örgütlü bir güç…
 
Örgütlenmeden özgüven kazanamazsınız… Örgütlenmeden önünüz açılmaz… Örgütlenmeden özgürleşemezsiniz…
 
Örgütlü bir güçle küresel münkere karşı direnebiliriz.
 
Şuna dikkat etmek durumundayız; örgütlü olmak ama örgütçü olmamak…
 
Gayretlilik… Kabiliyetli olmak yetmez kararlılık olmadıktan sonra… Haklı olmakta yetmez hareketlilik yoksa… İnandığımız doğrular ve değerler için doğrulmadan, direnmeden nereye varabiliriz? “İki günü birbirine denk olanların” dünyasında her gün yeni güne ne yükleyebilirim? hedefine odaklanmalıyız…
 
Evet, önce gayeli sonra gayretli olmak…
 
Gevşemeden, gevelemeden, geçiştirmeden, geleceğe kararlı adımlarla yürümek… Yüksünmeden, yılmadan, ye’se düşmeden, yenilgi psikozlarına girmeden…
 
Yeniden, yine, yeni başlangıçlar için…
 
Eylem, emek ve illaki edep diyerek…
 
Atalete, rehavete, gaflete, kasvete prim vermeden… Tenbelizm, konforizm, tatilizm, hedonizm tuzaklarına ve tutsaklıklarına takva ile korunarak seferi sürdürmek bize düşer…
 
Görevlilik... Bu sorumluluk bizim için ne bir fantezi, ne bir faraziye, ne de bir formalitedir… Farzların farzı diyebileceğimiz görevler bizi bekliyor… Bunu ancak görev bilinci ve inancı ile kaldırabiliriz… Sosyal ve kültürel bir etkinliğin ötesinde “Salih Amel” sorumluluğu ile hareket ederiz… Çünkü biz mükellefiz ve muvazzafız… Muhayyer değiliz… Sağına soluna bakmadan “Kimse yoksa ben varım” diyebilmektir… Görev bendedir… Yeryüzü bana emanet… Arzın halifesi olma şerefi bana tevdi edildi bilinci ile gayrete gelmek…
 
İşte (5G) diye özetleyebileceğimiz bu dinamiklerle birbirimize tutunup güzel bir geleceğe yürüyebiliriz… Yoksa dünde kalırız… Kayboluruz…

Bu Makale 5586 defa okunmuştur

 

Yazdır

YAZARIN DİĞER YAZILARI

©

07/09/2026 - 13:36 Küresel kriz, islami duruş

©

03/08/2026 - 12:38 Taş...

©

29/06/2026 - 08:59 Yalnızlaşma..!

©

15/06/2026 - 11:14 Uyutulmuş yığınlar

©

20/04/2026 - 09:54 Rüzgârımıza ne oldu?

©

23/02/2026 - 12:47 Şifa ayetleri

©

12/02/2024 - 11:12 İnsan kalmak

©

30/03/2020 - 10:43 Ev ödevi

©

02/03/2020 - 11:06 Normalleştirilmiş anormallikler

©

27/01/2020 - 13:13 Vahiyle vücud bulmak

©

16/12/2019 - 10:40 Örtülü çıplaklık

©

14/10/2019 - 10:50 Toplumsal Enkazın Altında: “AİLE”

©

02/09/2019 - 10:19 Oyalanma odaklan!

©

10/06/2019 - 12:39 İnsan, en muhteşem muamma…

©

21/05/2019 - 11:03 Sade hayat

©

01/02/2019 - 14:09 Değişim İradesi

©

13/10/2018 - 14:29 Hayat paylaşmaktır

©

19/02/2018 - 12:35 Heva ile Heba Olmamak İçin

©

19/01/2018 - 18:49 Kaybolmamak için…

©

25/12/2017 - 14:04 Rüya mı, kabus mu?

©

20/11/2017 - 10:36 Heyecanımıza ne oldu?

©

25/10/2017 - 09:48 Ömür Boyu Davet

©

28/09/2017 - 14:33 Hicri hicranlar

©

07/07/2017 - 16:15 Onur Sınavı

©

29/05/2017 - 12:26 İnsanoğlu Zayıftır

©

03/05/2017 - 15:51 Nebevi Vasiyet

©

13/03/2017 - 11:10 Tevbesizliğe Tevbe

©

01/02/2017 - 11:48 Kâbe’nin Mesajı

©

03/01/2017 - 14:25 Nasıl kurtuluruz?

©

08/12/2016 - 09:14 Ertelenen Evlilikler

©

05/10/2016 - 10:20 Allah’la Dost Olmak...

©

25/06/2016 - 09:43 İSRAF TOPLUMU

©

08/04/2016 - 14:22 Gaye ve Gayret

©

20/02/2016 - 11:07 Şahit Olmak...

©

19/01/2016 - 16:38 HELAL YAŞAM

©

15/12/2015 - 13:44 ZAFER ZAAFI

©

18/11/2015 - 11:31 DÜNYA VE DURUŞ

©

13/10/2015 - 12:30 SORUMLULUK ALANIMIZ

©

10/03/2015 - 10:59 “Haydi gelsene…”

©

31/10/2014 - 14:33 DEĞER AŞINMASININ ACI AKIBETİ; VEFASIZLIK…

©

01/09/2014 - 15:25 YAŞAMIN EMARI

©

04/08/2014 - 13:52 Öncemiz ve sonramız bayram olsun.

©

04/07/2014 - 15:51 Açın Halinden Kim Anlar

©

09/06/2014 - 11:51 KENDiMiZ OLMAK KENDiMiZ KALMAK

©

05/05/2014 - 12:31 YENİDEN KARDEŞLİK

©

09/04/2014 - 14:14 İyilik Erleri

©

01/02/2014 - 13:44 Temiz Hayatlar

©

04/12/2013 - 13:38 Dindarlığın Modernizmle Sınavı

©

04/10/2013 - 14:16 Selim bir gelecek için

©

12/08/2013 - 10:40 Duayı Kuşanmak

©

19/06/2013 - 16:24 Uyum Krizi

©

20/05/2013 - 14:23 Yeniden Kardeşlik

©

18/04/2013 - 10:49 Geleceği İnşa Sorumluluğu

©

19/03/2013 - 14:35 Aktif ve Afif kadın

©

19/02/2013 - 11:22 Güzel bir gelecek için

©

28/01/2013 - 14:03 Fıkıhsız Toplum Fakihsiz Hareket

©

24/12/2012 - 11:13 İhtilaf Ahlakı

©

22/11/2012 - 14:17 Hicri hicranlar

©

25/09/2012 - 15:25 Mekke`de Mekke`yi aramak

©

27/08/2012 - 12:41 Haddini aşan zıddına döner

©

23/07/2012 - 11:30 Sıcak Sınav

©

28/06/2012 - 12:36 Denge ve düzen

©

04/06/2012 - 11:34 Allah’ın İhsanı, İnsan

©

25/04/2012 - 15:05 Dindarlığın modernizmle sınavı

©

26/03/2012 - 11:47 Modern Zamanlarda Aile Açmazı

©

02/01/2012 - 12:07 NASIL BİR GENÇLİK?

©

28/11/2011 - 13:08 Arzın ıslahı için...

©

03/10/2011 - 12:13 Evrensel Kardeşlik Buluşması; Hac

©

05/09/2011 - 14:37 Müsait zamanlar Müslümanlığı

©

03/08/2011 - 11:07 Güzele, En Güzele

©

04/07/2011 - 12:49 Tembelizm

©

03/06/2011 - 12:06 Yüce Ahlak

©

09/05/2011 - 12:01 Kaygan zeminde kaim kalmak

©

11/04/2011 - 15:05 Muttaki toplum

©

07/03/2011 - 13:17 Üçlü Reçete

©

14/02/2011 - 12:08 SERVET SINAVI

©

06/01/2011 - 11:51 Evlad-ı Rasul’ün Vedası…

©

02/12/2010 - 11:24 Evlilik mi, Evcilik mi?

©

14/10/2010 - 19:12 Tüketen ve Tükenen İnsan

©

27/07/2010 - 11:07 Aklı Selim

©

22/06/2010 - 12:18 Tevhidi Varoluş

©

18/05/2010 - 12:12 5 EM

©

16/04/2010 - 11:26 Nebevi Vasiyet

©

22/03/2010 - 16:29 Zamana Yenik Düşmemek

©

18/02/2010 - 12:20 İnsan ve İnfak

©

21/01/2010 - 11:17 Hesap dönümü

©

03/12/2009 - 11:30 İlla Namaz

©

19/10/2009 - 13:47 Özgün eğitim

©

24/09/2009 - 11:13 TEZKİYE GÜNLERİ

©

25/06/2009 - 09:43 Müslüman şahıs mıyız? Müslüman şahsiyet miyiz?

©

01/06/2009 - 15:02 Eti Senin, Kemiği Benim!

©

28/04/2009 - 16:09 Geciken Adalet

©

07/04/2009 - 14:15 Hakkıyla Kulluk

©

09/03/2009 - 16:35 Ödünç Özgürlükler

©

09/03/2009 - 15:18 Toplumsal İnşa Sorumluluğumuz!

©

10/11/2008 - 22:32 Yürüyen Ahlak

©

05/09/2008 - 13:42 EY DİRİ AY! DİRİLT BİZİ!
 
 

Site İçi Arama

26 Rebîü'l-Evvel 1448 |  08.09.2026

Bir Ayet

Bismillahirrahmanirrahim

Ya da: "Bizden önce ancak atalarımız şirk koşmuştu, biz ise onlardan sonra gelme bir kuşağız; işleri batıl olanların yaptıklarından dolayı bizi helak mi edeceksin?" dememeniz için.


( Araf Sûresi - 173)

Bir Hadis

Ebû Hüreyre radıyallahu anh şöyle dedi:

Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir gün –veya bir gece- evinden dışarı çıkmıştı. Baktı ki, Ebu Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ oradalar. Onlara:

– “Bu saatte sizi evinizden dışarı çıkaran sebep nedir?” diye sordu. Onlar:

– Açlık, yâ Resûlallah, dediler!. Peygamberimiz:

“Gücü ve kudretiyle canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, sizi evinizden çıkaran sebep beni de evimden çıkardı; haydi kalkınız” buyurdu. İkisi de kalkıp, Resûl-i Ekrem’le birlikte ensârdan birinin evine geldiler. Fakat o zât da evinde değildi. Ama hanımı Resûlullah’ı görünce:

– Hoş geldiniz, buyurunuz, dedi. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:

– “Falan nerede?” diye sordu. Kadın:

– Bize tatlı su getirmek için gitti, dedi. Tam o sırada evin sahibi olan Medine’li sahâbî geldi, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e ve iki arkadaşına baktıktan sonra:

– Allah’a hamdolsun, bugün, hiç kimse misafir yönünden benden daha bahtiyar değildir, dedi. Hemen gidip onlara içinde koruğu, olgunu ve yaşı bulunan bir hurma salkımı getirdi:

– Buyurun, yiyiniz, dedi ve eline bıçak aldı. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ona:

– “Sağılan hayvanlara sakın dokunma”, dedi. Ev sahibi onlar için bir koyun kesti. Onlar da koyunun etinden ve hurmadan yediler; tatlı sudan içtiler. Hepsi yemeğe doyup suya kanınca, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem Ebû Bekir ve Ömer radıyallahu anhümâ’ya şöyle dedi:

– “Gücü ve kudretiyle canımı elinde tutan Allah’a yemin ederim ki, kıyamet gününde bu nimetlerden sorguya çekileceksiniz. Sizi evinizden açlık çıkardı, sonra evinize dönmeden şu nimetlere kavuştunuz” buyurdu.


Müslim, Eşribe 140

Bir Dua

Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:

“Allah’ım! Ayakta iken beni İslam ile koru, otururken beni İslam ile koru, uyurken beni İslam ile koru, hakkımda hiçbir düşman ve hasetçinin isteğini yerine getirme.”

(İbn Hibbân, Ed’ıye, No: 934)

Hikmetli Söz

Ahirette selamet istersen kimseyi incitme. Bir çocuk görünce, "Bu günah işlememiş masumdur. Ben günahkarım, bu benden üstündür" de. Kendinden yaşlı birisini gördüğün zaman da, "Bu benden çok ibadet etmiştir. Benden efdaldir" de.

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com