Bilmiyorum, acaba çok mu uzattım yoksa abarttım mı? Ya da ben mi çağı yanlış yorumluyorum? Her neyse...
Durum ne olursa olsun... Beterin beteri bile olsa bize düşen nedir?
Karalar bağlamak mı? Kaderimize küsmek mi? Kendimize kahretmek mi? Yakınmak, sızlanmak, hayata küsmek mi? Başımızı alıp bir yerlere kaçmak mı?
Hayır, hiç biri!
Gecenin karanlığı gibi fitneler zuhur etse de... Yeryüzü tüm genişliğine rağmen bize dar gelse de... Tüm zahiri şartlar aleyhimize dönse de... Zulüm, zulmet, zillet üstümüze yağıyor olsa da...
Bunalım ve buhran günlerinde Rabbimizin buyruklarına kulak verip yeniden toparlanıp harekete geçmenin yollarını bulacağız...
İşte bu bağlamda, yaşanan ve yaşanabilecek tüm olumsuzluklara karşı yüce Kitabımız üç kelime ile bizleri uyarıyor... Daha doğrusu Kur'an üç kelimelik bir reçete sunuyor:
Ayakta kalmanın, direnebilmenin, hedefe yürümenin, var olmanın şifresi işte bu üç kelime...
Hayat kitabımız olan Kur'an ile hayat bulmanın temel dinamikleri...
Her türlü tedavi, terapi, moral, motivasyon, özgüven için bu reçeteye muhtacız...
Hz. Musa (as) korku ile Mısır'dan çıkmış Medyen'e sığınmıştı... Yolu Hz. Şuayb (as) a düşmüştü... Artık Hz. Şuayb (as)ın terbiye ve tedrisi altındaydı... Hz. Şuayb'ın ilk öğüdü: KORKMA...
Hani hatırlarsanız, Mehmet Akif Ersoy istiklal marşında ilk sözcüğü; KORKMA'dır... Sanıyorum ilhamını Hz. Şuayb'dan almıştır...
Korku imparatorluklarının, korkular salarak sömürü sistemlerini nasıl sürdürdüklerini görüyoruz... Üretilmiş korkular... Servis edilen korkular... Öğretilmiş çaresizlikler... Bizlere zorla giydirilen zillet ve korku gömlekleri... Deli gömlekleri... İblis'in en etkili silahı, fakirlik korkusu, geçim derdi... Ölüm korkusu...
Korkularla sınanıyoruz, habire yeni korkular üretiyoruz...
Şu ümmetin maruz kaldığı zillet, kalplere sinen korkulardan dolayı değil midir?
Peki, bu korkuları nasıl yenebiliriz? Allah korkusu ile...
"Ya Eba’bekr iki kişi ki üçüncüleri Allah'tır, neyin tasasını çekiyorsun... Üçüncüleri Allah olana kim ne yapabilir ki? "
İman ve istikamete tutunarak tüm korku ve hüzünleri aşabilme imkânına sahibiz.
Hz. Yakub’u (as) izle... Yusuf'unu kaybetti, umudunu kaybetmedi... Gözlerini kaybetti yine de umudunu yitirmedi... Gün geldi, Yusuf'una da kavuştu, gözlerine de...
Asla ye'se düşme gafletine izin vermiyor yüce Allah... Çünkü ye'se düşmek Allah'ın rahmetine güvensizlik içeriyor… Umut kitabımız olan yüce Kur'an'da her satır, her sure, her sayfa bize umut aşıladığını görebilirsiniz…
Tağut'a kulluk etmekten kaçınan ve Allah'a (hakkıyla) yönelenlere gelince, onlar için (büyük bir) müjde vardır, öyleyse müjde ver kullarıma.
( Zumer suresi - 17)
Bir Hadis
“Bizi aldatan bizden değildir.”
(Müslim, “İman”, 164)
Bir Dua
“Allah’ım! Ciddi ve şaka yollu yaptıklarımı, yanlışlıkla ve bilerek işlediğim günahlarımı
affeyle! Bütün bu kusurların bende bulunduğunu itiraf ederim.”
(Müslim, Zikir, 70)
Hikmetli Söz
Sırası gelince hayatı
değersiz görmeyenler,
şehitlere vaat edilen
ebedî safayı bulmak
şöyle dursun,
yaşadıkları müddetçe,
mümkün değil, saadet
yüzü göremezler.