"İman edip de hicret etmeyerek kendi öz nefislerine zulmeder vaziyette olanların canlarını alırken melekler onlara diyorlardı ki: "Ne işte idiniz?" Onlar da: "Biz bu ülkede, dinin emirlerini uygulayamayan, baskı altında yaşayan kimselerdik" deyince, melekler bu sefer şöyle dediler: "Peki Allah'ın dünyası geniş değil miydi? Siz de orada hicret etseydiniz ya?" İşte onların durağı cehennemdir. Ne fena bir dönüş yeridir orası! Ancak, her türlü imkândan mahrum ve hicret için yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadırlar. Çünkü bunları Allah'ın affedeceği umulur. Allah gerçekten afüv ve gafurdur (affı ve mağfireti boldur)."
"Dört şey vardır, bunlar geçmiş peygamberlerin sünnetlerindendir: Haya, koku sürünme, evlenme, misvak kullanma."
"Eğer ümmetime meşakkat vermeseydim, her namaz için misvak tutunmalarını onlara muhakkak emrederdim!"
Misvak kullanmakla o kadar emrolundum ki hatta bu hususta Kur'an (Ayeti) inecek sandım!" (Ahmed İbn-i Hanbel:1/337)
Tirmizî, Nikah 1
Bir Dua
Peygamberimiz (s.a.s.) şöyle buyurmuştur:
“Allah’ım! Hatalarımı kar ve soğuk su ile temizle, kalbimi hatalardan beyaz elbiseleri kirlerden temizlediğin gibi temizle, benimle günahlarımın arasını doğu ile batı arası kadar uzaklaştır.”
(Buhârî, Deavât, 38, 43–45)
Hikmetli Söz
Ömer (r.a) bir gün dostlarıyla birlikte oturuyordu. Onlara Allah’tan bâzı talep ve temennîlerde bulunmalarını istedi. Oradakilerden bir kısmı:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu paralarım olsa da Allah yolunda infâk etsem!..” dedi.
Bir kısmı:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu altınlarım olsa da Allah için harcasam!..” dedi.
Bâzıları da:
“–İçinde bulunduğumuz şu hâne dolusu mücevherlere sâhip olsam da onları Allah yolunda sarf etsem!..” diye temennî etti.
Ancak Ömer (r.a):
“–Daha fazlasını isteyin!” deyince onlar:
“–Allah Teâlâ’dan daha başka ne isteyebiliriz ki?!” dediler.
Bunun üzerine Ömer (r.a):
“–Ben, içinde bulunduğumuz şu hânenin, Ebû Ubeyde bin Cerrâh, Muâz ibn-i Cebel ve Huzeyfetü’l-Yemânî gibi kimselerle dolu olmasını ve bunları Allah’a itâat yolunda, yâni teblîğ ve ıslâh hizmetlerinde istihdâm etmeyi temennî ederim...” dedi. (Buhârî, Târîhu’s-Sağîr, I, 54/201)
Yetişmiş insanın yerini hiçbir şey tutamaz. Yine kalifiye eleman eksikliğini de hiçbir şey telâfi edemez.