Ana Sayfa   |   Görüntülü Dersler  |  Sesli Dersler   |  Kur'an Araştırmaları   |  İlmi YAZILAR   |  Aile Eğitim Yazıları   |  Çocuk Eğitimi Yazıları   |  Yazarlar  |  İletişim

Kur`an-i Kerim ve Mealleri

Namaz Sureleri Tefsiri

Cuma (Tefsir) Dersleri

Hadis Dersleri

Cami Dersleri

Hz. Peygamberin Hayatı (s.a.v)

İnsanı Tanımak (Radyo)

Tv Programları

Seminer ve Konferans

Kısa Dersler

Özel Konular

Fıkhi Konular

Aile Eğitim Seminerleri

Foto Galeri

Üyelik Girişi

Kull. Adı

:

Şifre

:
   

Ücretsiz Üyelik
Şifremi Unuttum

Güncel Videolar

Eğitimcilere ÖZEL
Gazze Duası
Gençlerle İletişim (Günışığı- Reşitpaşa​)
Uyumlu Evlilik Yöntemi (Bulgurlu)

Namaz Vakitleri

Sayaç

Sayac
Tekil (Bugün) 143
Toplam 18597763
En Fazla 25928
Ortalama 2838
Üye Sayısı 392243
Bugün Üye Olan 26
Online Ziyaretci
 
 

Okuması Gerekenler (8)

"Sabur" Allah’ın Esma-i Hüsna’sındandır.
02/04/2012

Sabır ve İmtihan

"Sabur"  Allah’ın Esma-i Hüsna’sındandır.  Sabır da rabbinin bu sıfatının kulundaki tecellisidir, kuluna olan lütfudur. Efendimiz (s.a.s.) “Hiç kimseye sabırdan daha hayırlı ve daha geniş bir ihsanda bulunulmamıştır” (Buhari)  buyurur. Sabır bu sebepledir ki her şeye rağmen insanı hayata bağlayan en büyük nimettir.

Kur’an’da insanın korku, açlık mal ve can kaybı, doğal afetlerle imtihanından, bu imtihanda da ancak sabredenlerin kazanacağından bahsedilir.(Bakara 2/157) Sabır, mü’min hangi şartta olursa olsun bu imtihan dünyasında kendini kaybetmeden ve yıkılmadan durursa, Rabbinin kendine verdiği akıl nimetiyle bir çıkış yolu bulabileceğinin, rabbinden asla ümit kesmemesinin bir işaretidir.

Dünyanın imtihan yeri olduğunu kabul eden kişi, burada nimet ile sıkıntının da iç içe olduğunu kabul ediyor demektir. Nimete rıza gösterirken, sıkıntıya sabretmemesi kulluğa yakışır mı ?

"Sabretmenize karşılık selam sizlere… Dünya yurdunun sonucu (olan cennet ne güzeldir!." (Rad, 13/24)

 

HAYA İMANDANDIR

Sözlükte “utanma, çekinme, vazgeçme” gibi anlamlara gelen haya; ahlaki manada, kınanma endişesiyle kurallara aykırı davranmaktan kaçınma ve bunu sağlayan duygu demektir.

İnsanın yaratılıştan sahip olduğu haya duygusunun gelişmesinde ve davranışlara yansımasında dinin önemli bir yeri vardır. Peygamberimiz; “Her dinin bir ahlakı vardır;  İslamın ahlakı da hayadır.” (İbni mace, “zühd”,17) “Haya İmandandır.” (Buhari  “İman” 16) “Haya bütünüyle hayırdır.” (Müslim “İman”, 61) “Haya sadece hayır (iyilik) getirir. (Buhari “Edep “, 77)

Peygamberimizin konuyla ilgili hadisleri; hayanın imanla ilişkisine dikkat çekmenin yanı sıra, onun olduğuna ve her türlü hayra vesile olduğuna vurgu yapmaktır.

İslam alimlerinin; “Allah’ın emir ve yasaklarına aykırı davranmaktan sakınmak tanımıyla daha geniş bir anlam kazanan haya duygusu, bu yönüyle sadece birey vicdanına bağlı ahlaki bir özellik olarak kalmayıp, toplumsal huzur ve barışa da önemli katkıları olan bir ameldir.

 

RASULLAH’IN ÖNÜNE GEÇMEM UYGUN OLMAZDI

Rasulullah (s.a.v) Amr b. Avf Oğulları arasında bir kavga çıktığını duydu. Aralarını bulmak için bir gurup sahabi ile birlikte oraya gitti. Onları barıştırmak için bir müddet orada kaldı.

   Bu arada namaz vakti gelmişti. Bilal (r.a) Hz Ebu Bekir’e 

   “Ebu Bekir ! Rasulullah (s.a.v) gelemedi. Namaz vakti de girdi. İmam olup namaz kıldırır mısın?”  diye sordu.

  Hz Ebu Bekir de;

 “Peki istersen kılalım” dedi.

Hz. Bilal ezan okudu Hz Ebu Bekir (r.a) öne geçip tekbir aldı, Müslümanlarda ona tabi oldular.

Derken Rasulullah (s.a.v) geldi; safların arasından öne geçti. Bunun üzerine cemaat (Hz.Peygamber’in geldiğini imama haber vermek için) el çırpmaya başladı.

Hz Ebu Bekir namaz kılarken başını çevirip sağa sola bakmazdı. Cemaat durmadan el çırpınca dönüp bakmak zorunda kaldı. Yanında Rasulullah’ı görüverdi. Rasulullah (s.a.v), ona yerinde kalması için işaret etti. Fakat Ebu Bekir ellerini kaldırarak Allah’a hamd etti ve arka safa girinceye kadar geri gitti. O zaman Rasulullah (s.a.v) öne geçerek namazı kıldırdı. Namaz bitince, cemaate dönerek şunları söyledi:

“İnsanlar! Namazda bir durum meydana gelince niçin el çırpmaya başladınız? El çırpmak kadınlara mahsustur. Namazda bir durumla karşılaşan “Sübhanallah” desin…

Sonra Ebu Bekir’e dönerek:

“Ebu Bekir! Yerinde kal diye işaret ettiğim halde niçin namazı kıldırmadın? Diye sordu.

Hz. Ebu Bekir:

“Ebu kuhafe’nin  oğluna Rasulullah (s.a.v)’in önüne geçip namaz kıldırmak yakışmazdı” cevabını verdi. (Buhari Ezan 48, Amel fi’s salat 3,16 sehv 9, sulh1, Ahkam 36; Müslim salat 102)

 

HAREKETSİZLİK

Öğrenciler ders çalışırken arada 5 – 10 dakika ara verip spor hareketleri yaparlarsa daha zeki olurlar. Spor sayesinde osteoporoz yani kemik erimesi önlenir. Unutkanlık kalmaz, berrak düşünce ve algılama kolaylığı gelişir. Spor damar setliğini önler. Varis gelişimini engeller. Spor kan ve lenf dolaşımı sağlar, böylelikle oksijenin dokulara gitmesine yardımcı olur. Vücuttaki yağların yanmasına katkıda bulunur.

Kaslarımız hareketsiz kalınca zayıflar, kas ağrıları başlar. Hareketsizlik, pek çok kişinin tarif ettiği halsizliğin yegane sebebidir. Ayrıca hareketi az olan yaşlılarda kemik erimeleri görülür. Ağızdan gıdalarla alınan (veya tedaviyle dışarıdan verilen) kalsiyumun kemiklere gidip oturması zorlaşır.

Görüldüğü üzere hareketimiz yeterli değilse gıdalarla aldığımız asal elementler kemiklere gidip oturamamaktadır. Bunun neticesi olarak ağrılar, kamburluk en ufak travmalarda kemik kırıkları oluşmaktadır. Yürüyüş bu maksada çok uygundur.

 

İmam-ı Azam Ebu Hanife (r.a)

H. 80’de Kufede doğdu. Ebu Hanife Kufe’de yetişti. Gençliğinde kumaş ticaretiyle uğraştı. Bu ticaret onu ilimle uğraşmaktan alıkoymadı. Ebu Hanife pek çok ilim halkasına katılmış ve değerli zatlardan ilim almış olmakla beraber, onun en uzun süre hocalığını Hammad ibnu Ebi Süleyman yapmıştır. İmamı Azam Ebu Hanife’nin ilmi hocası vasıtasıyla dört büyük sahabiye dayanmaktadır. Ali ibnu Ebi Talip ve Abdullah İbni Mesud’dan ilim alan Mesruk İbnu’l – Ecda (Ö. 63) Alkame ibnu Kays (Ö. 62) ve Şurey (Ö. 80)’den Şa’bi ve İbrahim en Nehai (Ö. 96) ders almışlar. İmamı Azam Ebu Hanife, on sekiz yıl boyunca kendisinden ilim öğrendiği hocası Hammad’ın en sevdiği talebelerinin başında geliyordu. Ebu Hanife zühd ve takvasıyla, üstün zekasıyla kendini etrafındakilere kabul ettirdi. İmamı Azam’ın tedris faliyetinde dikkat ettiği en önemli hususlardan biride talebeleriyle istişare yapmaktı. Müminler için nasihatte bulunurken katı davranmazdı.

Emevi ve Abbasi idarelerinin uygulamalarına bizzat tanık Ebu Hanife, içinde bulunduğu şartlarda resmi görev almanın islam’ı temsil etme imkanı sağlayamayacağını iyi fark eder. Bu nedenle resmi görev almanın, meşru olmayan işlere maşa olmaya neden olacağı kanaatine varır. Bu düşüncesini de hiçbir yoruma mahal bırakmayacak şekilde ifade eder.

Halife Ebu Cafer el Mansur’un kadılık teklifini kabul etmeyince kırbaçlandığı ve hapse atıldığı hapisteyken gördüğü aşırı işkenceler sonucu güçsüz düştüğü ve vefat ettiği bildirilmektedir. Bütün teklif ve tehditlere rağmen, İslam’ı yönetim işlerinde geri plana iten bir yönetimin maşası olmaktan kaçınan bu büyük imam, yaşarken cahiliye karşısında yer aldığı tavırla yerine getirmeyi ihmal etmez. Hergün gördüğü işkencelerin hayatının sona ermesine yol açacağını anlayınca sultanın gasbetmediği ve sahiplik iddiasında bulunmadığı bir yere defnedilmesini vasiyet eder. (Mezhepler Tarihi sh 236 ) cenazesi vasiyeti üzerine Bağdatta Hayzunan kabristanın doğu tarafına defnedilir. (Saymeri sh 63)

 

Emanet ve iman

"Güven'in imanla alakasına dikkat çeken peygamber efendimiz (s.a.v), gayet tonlu ve çarpıcı bir ifadeyle, "Emaneti olmayanın imanı yoktur” buyurmaktadır. Yani Allah Teâlâ ve kullarına karşı vazifesini yapmayan, emanete hıyanet eden, yalancı, sahtekar ve kaypak kimsenin, imanı da tam değildir. Bunlar, verdikleri sözde durmayan, imkanları varken borçlarını ödemeyen ücretini aldığı halde çalıştığı işi doğru dürüst yapmayan, söz verdiği zaman sözünü yerine getirmeyen kimselerdir. Allah Teâlâ’nın emirlerine de tam olarak riayet etmezler. Ailesine ve diğer insanlara karşı hayırsızdırlar. Eşya ve hayvanlara merhamet etmezler.

Halbuki, “mümin” kelimesi “emanet, emniyet ve iman “ kelimeleriyle aynı kökten gelmektedir. Yani “mümin” yeryüzünde inancın, emniyet ve güvenin temsilcisi demektir. “Selam”laşan iki Müslüman, birbirlerine “huzur, barış, esenlik ve güvenlik seninle olsun “ diye dua etmiş olmaktadırlar.

 

Bu yazı 3152 defa okunmuştur...

Yorum Ekle

Yazdır

YORUM LİSTESİ

KATEGORİDEKİ DİĞER HABERLER

n

23/02/2026 - 12:41 VAHYİN IŞIĞINDA YENİDEN DOĞMAK

n

23/02/2026 - 12:25 RAMAZAN-I ŞERİF İKLİMİNDE CAMİDE İBADET NEŞVESİ

n

09/02/2026 - 02:48 DİJİTAL ÇAĞDA MANEVİYAT VE AHLAK

n

09/02/2026 - 02:06 TÜKENMEDEN  ÖMÜR SERMAYESİ

n

12/02/2024 - 10:58 ÜMMET OLMAK

n

27/11/2023 - 09:29 İMAN VE SAMİMİYET

n

08/08/2022 - 10:21 İSLAM’IN ASLİ KAYNAKLARINI DOĞRU ANLAMANIN YÖNTEMİ ÜZERİNE

n

04/10/2021 - 11:28 KÖTÜLÜKLERDEN ALIKOYAN NAMAZ HANGİ NAMAZDIR?

n

24/05/2021 - 03:53 GERÇEK KIYMET ÖLÇÜSÜ:  SALİH VE BAKİ AMEL

n

05/04/2021 - 08:34 FELSEFENİN ÇALDIĞI İNSANLAR

n

08/03/2021 - 11:02 TEVHİDDEN HİDAYETE  NEBEVİ RİSALET

n

12/01/2021 - 11:25 İŞTE TOPLUMUMUZUN HÂLİ BU

n

06/10/2020 - 02:15 PEYGAMBER EFENDİMİZİN HİCRET YOLCULUĞU

n

06/10/2020 - 11:27 ŞEHİTLER ÖLMEZ!

n

31/08/2020 - 04:09 SONUÇLARI İTİBARIYLA İSTİĞFAR VE TÖVBE / Dr. Abdülkadir ERKUT

n

06/07/2020 - 09:49 GENÇLİK NEREYE GİDİYOR? / Abdülhamit Kahraman

n

25/06/2020 - 10:51 ŞİMDİ TAM ZAMANI / Abdülhamit Kahraman

n

18/05/2020 - 12:33 CÂMİLER KAPATILDI  CUMALAR KALDIRILDI AMA.. / Abdülhamit Kahraman

n

23/04/2020 - 04:29 RAMAZANDA HAYATIN VE ÖLÜMÜN MUHASEBESİNİ YAPMAK / Dr. Muhlis AKAR 

n

23/04/2020 - 02:47 ŞEHR-İ RAMAZAN VE SORUMLULUK BİLİNCİ / Prof. Dr. Ramazan ALTINTAŞ

n

06/04/2020 - 10:26 HER HÂLİMİZE ŞÜKREDEBİLMEK / Dr. Lamia LEVENT ABUL

n

30/03/2020 - 10:30 KULLUĞUN EN GÜZEL KIVAMI: İHSAN / Prof. Dr. Safi ARPAGUŞ

n

16/12/2019 - 10:13 HZ. PEYGAMBER (S.A.S.) DÖNEMİNDE İLİM / Prof. Dr. Şakir GÖZÜTOK

n

30/08/2019 - 10:56 HARAMDAN HELALE HİCRET ETMEK

n

29/08/2019 - 02:59 ZİKİR: KALPLERİ DİRİLTEN İKSİR

n

17/12/2018 - 01:05 ALLAH’A YÖNELİŞ BİLİNCİNİ TAZELEME: TÖVBE

n

17/12/2018 - 12:56 MANEVİ ARINMA: TÖVBE

n

19/11/2018 - 10:47 İnancı kuşanan gençler

n

19/11/2018 - 10:42 Hz. Peygamberi Gençlere Anlatabilmek

n

17/10/2018 - 03:38 Mescitlerde Namaz Kılmak ve Takva Sahibi İmam Olmak

n

30/03/2018 - 12:31 DEİZMİ VE ATEİZMİ BESLEYEN ÖNEMLİ BİR FAKTÖR İBADETSİZLİ

n

29/03/2018 - 12:11 MÜSLÜMANLARIN İLK KIBLESİ MESCİD-İ AKSA VE MÜBAREK ŞEHİR KUDÜS

n

04/01/2018 - 10:52 NEFİS İLE MÜCADELE CİHAD-I EKBER

n

03/01/2018 - 11:14 DİNÎ TEBLİĞDE DİL VE ÜSLUP NASIL OLMALIDIR?

n

14/11/2017 - 11:22 HZ. PEYGAMBER’İ GÜNÜMÜZ İNSANINA DOĞRU ANLATMAK

n

02/10/2017 - 04:02 İNSAN ONURU VE ALLAH’A KULLUK

n

02/10/2017 - 03:31 ASIL DİN AŞIRI YORUM

n

02/10/2017 - 03:08 DİN GÜVENLİĞİ BAĞLAMINDA DİNİN DOĞRU ANLAŞILMASI VE YORUMLANMASI

n

19/08/2017 - 09:04 Kurban ya da Başından Serçe Geçen Bir Çocuktur  İSMAİL

n

12/07/2017 - 10:42 İNSANLIĞA KARŞI EN BÜYÜK GÜNAH:  FİTNE

n

13/06/2017 - 12:14 RAMAZAN MEKTEBİ

n

13/06/2017 - 12:07 EMANET AHLAKI

n

13/06/2017 - 11:59 RAMAZAN MEDENİYETİ

n

19/04/2017 - 03:16 HZ. PEYGAMBER VE GÜVEN TOPLUMU: DARU'S-SELAM

n

28/03/2017 - 02:41 SANAL DÜNYA VE  DEĞİŞEN MAHREMİYET

n

17/02/2017 - 03:17 PARALEL DİNLERİ KİMLER SEVER

n

17/02/2017 - 12:40 “HADİS İLMİ”NİN İSLÂMÎ İLİMLER ARASINDAKİ YERİ

n

13/02/2017 - 12:17 KALPLERİNDE MARAZ BULUNANLAR: MÜNAFIKLAR

n

01/02/2017 - 11:12 TEFRİKAYA DÜŞENLER GİBİ OLMAYIN

n

29/12/2016 - 10:25 BİR GÜVEN ABİDESİ:  Muhammedü’l-Emin

n

19/12/2016 - 04:10 Fitne ve Fesadın Başka Bir Versiyonu: İFTİRA VE SUÇLAMA

n

18/10/2016 - 11:53 Bir Mektep Olarak CAMİ

n

26/09/2016 - 11:04 Peygambersiz İslam Söylemi

n

22/09/2016 - 12:08 VİCDANIMIZIN "Selfie"SİNİ ÇEKEBİLİR MİYİZ ?

n

21/09/2016 - 02:57 Boş Vakit mi Dediniz?

n

10/08/2016 - 01:00 RASULULLAH (S.A.S.) BÖYLE BUYURDU

n

10/08/2016 - 12:44 Narsisistik Kişilik

n

14/06/2016 - 11:32 Ramazanda Gönülden Tevhidi Yaşamak

n

06/06/2016 - 02:55 Kur’an İkliminde İyiliklerle Dinamik Bir Hayat İnşası

n

02/06/2016 - 04:44 Ramazan ve iYiLiK

n

02/05/2016 - 12:25 HZ. PEYGAMBER’İN MESAJINI DOĞRU ANLAMAK

n

08/04/2016 - 03:14 Yoğunlaşmış İbadet Mevsimi: “Üç Aylar”

n

24/03/2016 - 10:35 DUANIZ OLMASA

n

24/03/2016 - 10:31 SAHÂBE’NİN PEYGAMBER SEVGİSİ

n

01/02/2016 - 11:48 ZÂLİME HAKKI SÖYLEMEK

n

19/01/2016 - 04:35 ZOR ZAMANDA Müslüman Olmak

n

18/01/2016 - 02:04 Huzurda Huşu ile Durmak

n

18/01/2016 - 01:22 Alnı Secdeye Varan Simalar

n

14/12/2015 - 11:41 HZ. ALİ (Ö: 40/660)’NİN KUR’AN-I KERİM ANLAYIŞI

n

01/12/2015 - 02:21 SAHÂBE’NİN PEYGAMBER SEVGİSİ

n

26/11/2015 - 02:10 Namaz: Divan-ı İlahîde Durup Tevhide Ermektir

n

19/11/2015 - 03:13 Kur’an ve Sünnet Perspektifinden Bilgi AHlAKI

n

19/11/2015 - 03:11 İlim, Marifet ve Hikmet İlişkisi

n

22/10/2015 - 12:39 Söz mü Sükût mu?

n

09/10/2015 - 02:23 Haccın Evrensel Boyutu

n

07/09/2015 - 04:20   KURBAN

n

07/09/2015 - 04:14 Mescitler Arasında Mescid-i Aksa’ya Dair

n

06/07/2015 - 12:25 SADAKA-İ FITIR

n

06/07/2015 - 12:23 TERAVİH NAMAZI

n

23/06/2015 - 03:48 Şeytanın Telkini VESVESE

n

19/06/2015 - 04:50 RAMAZAN

n

15/06/2015 - 06:11 Kardeşlik ve Dostluğa Açılan Pencere SELAM

n

15/06/2015 - 03:24 Vücutta Dolaşan Sinsi Düşman: Şeytan

n

12/06/2015 - 03:38 İnsanın Temel Bir Zaafı

n

12/06/2015 - 03:07 Mültecilere Hicret Yurdu            ya da Muhacire Ensar Olmak

n

06/05/2015 - 02:27 DERİN BİR MUHALEFET

n

27/04/2015 - 12:31 Merhameti Kuşanmak

n

27/04/2015 - 12:30 Şiddet Karşısında rahmet Peygamberi 

n

17/01/2015 - 04:13 HADİSLERİN DOĞRU ANLAŞILMASINDA VE YORUMLANMASINDA TAKİP EDİLECEK YÖNTEM

n

23/12/2014 - 04:13 Müslümanın Varlıkla İmtihanı

n

23/12/2014 - 04:12 İslami Bakışla Varlık ve Servet Algımız

n

16/12/2014 - 02:50 SÜNNET VAHİY İLİŞKİSİ

n

27/10/2014 - 03:06 Sabır-Sâbir

n

24/10/2014 - 04:08 Hz. Peygamber ve Genç Sahabiler

n

24/10/2014 - 03:59 Okunması Gerekenler (12)

n

24/10/2014 - 03:53 İslam’ın Gençlik Tasavvuru

n

04/07/2014 - 03:29 BORÇ ve KARZ-I HASEN

n

30/06/2014 - 04:46 Ramazan İklimi ve Helal Kazanç Bilinci

n

09/06/2014 - 11:33 ATÂLETİ TATİL ZANNETMEK

n

05/05/2014 - 02:42 HZ. PEYGAMBER (S.A.S.)’İN ADÂLET ANLAYIŞI
 

Site İçi Arama

6 Sevvâl 1447 |  25.03.2026

Bir Ayet

Bismillahirramanirrahim

"Öyle insanlar da vardır ki "Allah'a ve âhiret gününe inandık" derler; Oysa iman etmemişlerdir. Akılları sıra Allah'ı ve iman edenleri aldatmayı kurarlar. Kendilerinden başkasını aldatamazlar da farkında değiller. Kalplerinde bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını daha da ilerletti. Bu yalancılıkları, bu samimiyetsizlikleri sebebiyle bunlara gayet acı bir ceza vardır. "

( Bakara Suresi - 8)

Bir Hadis

Hz. Aişe (radıyallâhuanhâ) diyor ki:

"Ben Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm)'ı ciddi bir şekilde,
küçük dili görünecek derecede güldüğünü görmedim.
O, sadece tebessüm ederdi."


Buhârî, Tefsir, Ahkâf 2, Edeb 68; Müslim, İstiska16; Ebu Dâvud, Edeb 113; Tirmizî, Tefsir, Ahkâf

Bir Dua

"Rabbimiz, iman ettik, sen artık bizi bağışla ve bize merhamet et, sen merhamet edenlerin en hayırlısısın, derlerdi de"

Mü'minlerin duası (Mü'minun Suresi 109)

Hikmetli Söz

İbret almak istersen, hata sahibi kişilerin akıbetlerine bak da uyanık ol.

Canlı yayın

İslam Ansiklopedisi

  Tasarım : Networkbil.NET

@2008 kuraniterbiye.Com